|
|
GAZETE BAŞLIKLARI
İŞTE BEŞİKTAŞ RESİMLERİ
June 09 

Mehmet OKUR Mehmet Okur'un kariyerinde yeni bir dönem başlıyor. İki senelik Detroit deneyiminin ardından milli oyuncumuz, kariyerinin bundan sonraki 6 yılını Utah Jazz'de geçirmek için 50 milyon dolarlık bir kontrata imza attı. Artık geleceği garanti altına alınmış durumda. Yeni bir evlilik yaptı. Salt Lake City gibi diğer NBA şehirlerine kıyasla çok daha sakin bir yerde yaşayacak. Kısacası, maddi ve manevi olarak hayatında belli doyumlara ulaştı, kafasını basketbol dışında meşgul edebilecek pek çok şeyden arındı, uzaklaştı. Zaten kendisi de bunu değişik defalarda ifade etti. Bundan sonra sadece basketbolunu düşünecek.
Mehmet kariyerinde bir sıçrama yapmak için ideal bir ortama kavuşmuş durumda. Her şeyden önce Utah Jazz'de artık farkını farkettirebilecek. Mehmet'i dünya basketbolundaki yüzlerce diğer 2.10'luk oyuncu arasında "farklı" kılan en temel unsur, pota altında olduğu kadar orta mesafeden de etkili olabilmesi, hücumda sahanın her yerinden bir tehdit yaratması. Ancak kariyerinin ilk iki sezonunu geçirdiği Detroit'te oyun sisteminin farklılığı nedeniyle bu özelliklerini fazla kullanma şansı bulamamıştı. Yine de koç Rick Carlisle'la beraber geçirdiği ilk sezonunda çaylak olmasına, takım pota altında büyük sorunlar yaşamasına karşın Mehmet bu dış oyun yeteneğinin ipuçlarını vermiş, sahada kaldığı bölümde ortalama 12 dakikada 1 üç sayılık atış kullanıp bunlarda %34 isabet kaydederek önemli bir dış tehdit oluşturmuştu. Bu arada hücumda dışarıdan oynadığı kadar savunmada da Ben Wallace'ın varlığının da etkisiyle daha cesur davranarak önemli bir gelişme gösterdi. Aslında Türkiye'deyken fazla güçlü olmadığı bir alan olan ribaundlarını geliştirdiği gibi, hiç olmadığı kadar önemli bir blok tehdidi yarattı. Rakamları 48 dakikalık ortalamalara vurulduğunda 11.8 ribaunt, 1.4 blok ortalamalara ulaştı. Yani her koçun hayallerini süsleyen, pota altını savunan, ribaunt alan, hücumda ise içerden-dışardan oynayıp, rakibin hareketsiz uzunlarını denize döken, eşleşilemeyen "farklı" bir uzun profili, en azından potansiyeli yarattı.Mehmet'in Pistons'daki ilk sezonu Doğu finalinde noktalandıktan sonra sezon sonu toplantısında koç Rick Carlisle ve başkan Joe Dumars kendisine "Bu yaz iyi çalış. Gelecek sezon ilk beşte yer alacaksın" demişler, Mehmet'in bu çok yönlü oyununu daha fazla kullanacaklarını belirtmişlerdi. Sonrası malum. Detroit, Carlisle'ın yerine Larry Brown'la anlaştı. Brown'ın oyun sisteminde Mehmet pota altına çakılı oynamak zorunda kaldı. Önce ilk beş çıktı ama sezon ortasında Rasheed Wallace'ın takıma gelmesiyle dakikaları iyice düştü. Brown'ın kafasındaki oyun sistemi en az iki oyuncuyla hücum ribaundu kovalamak ve pota altında tehdit yaratıp rakibi içeride kalmaya zorlayarak, dışarıda Chauncey Billups ve Richard Hamilton'a daha fazla boş alan yaratmak üzerine kuruluydu. Yani Mehmet'in dışarıda oynaması asla istenmiyordu. Nitekim Mehmet'in kullandığı üçlük oranı 12 dakikada 1'den, 33 dakikada 1'e geriledi. Yine de savunmasını ilerleten Memo, 48 dakikalık ortalamalarda 12.8 ribaunt, 1.9 blok ortalamalarına tırmandı. Ancak play-off'ta Brown'ın kendisini kullanmayı fazla düşünmediği iyice belli olunca (play-off'ta maç başına ortalama 11 dakika oynadı), Mehmet de kariyerini devam ettirmek için yeni bir takım arayışına girdi. Ve çok iyi bir seçim yaptı: Utah Jazz.
Neden Memo ve ondan ne bekleniyor?
Utah geçen sezon pivot pozisyonunda Greg Ostertag ve Jarron Collins'le oynarken, hücum yönü kısıtlı bu oyuncuyu genelde sadece perdeler için kullanıyordu. Ancak mesela Ostertag, Mehmet'ten daha kalın ve daha çok yer kapladığı için belki de daha iyi savunmacı olmasına karşın, daha ucuza maletme imkanı olmasına karşın dokuz yıldır takımda olan dev pivotla sırf bu hücum sorunları yüzünden yollarını ayırdılar. Utah'ın etkili olabilmesi için dışarıdan tehdit yaratacak bir uzuna ihtiyacı vardı ve bu nedenle Mehmet'te karar kılıp 50 milyon dolarlık bir yatırım yaptılar.
Bu sezon Sloan'un sisteminde Mehmet'i bol bol orta ve uzun mesafeden şut atarken görmeye hazırlanalım. Kendisini tutan uzunlar dışarı çıkmadığı zaman Sloan, Memo'ya şut atması için izin verecek, hatta zorlayacaktır. Çünkü onun tüm felsefesi hücumda bu tip terslikleri yakalamak. Mehmet'i "farklı" kılan tüm özellikleri bu sezon bol bol izleme imkanına sahip olacağız. Ve gerçek Mehmet'i göreceğiz.
Ancak Mehmet'in rolü arttığı gibi, sorumlulukları da artacak elbette. Ve bazı özelliklerini daha da geliştirmesi gerekecek. Başta pas yeteneği. Mehmet şu ana kadar hep bir bitirici rolü oynadığı için, "etkin pas" vermesi fazla gerekmemişti. Aldığı topları ya potaya yollamış, ya da dışarıdaki kısalara "riski düşük" paslar atmıştı. Artık kendisinin dışarı çıkarak boşalttığı pota altına hızla giren kısalara daha riskli, daha zor pasları indirmesi beklenecek. Sistemin çalışması için bunları atabilmesi şart. NBA kariyerinde oynadığı 143 maçta 140 asist yapan Memo'nun 1'in hemen altındaki ortalamasını bu sezon 2'nin üzerine çıkarması gerekiyor. Ostertag'ın yapamadığı ve yerine Mehmet'in alınmasına neden olan işlerden biri de bu pas alışverişiydi çünkü.
ANKARALI çarşı alayına karşı

..::|[ Need For Speed MoST WaNTed FuLL ]|::..
..::| [Demo Link ]|::..
..::|[ Full Link ]|::..
Minimum System Geresinimleri :
- OS - Windows XP/2000 - Processor - Intel Pentium 4 or equivalent 1.4 GHz - Memory - 256MB RAM - Hard Drive - 1.0 GB - CD Drive - 8 SPEED (Demo Disc only) - Video Card - 32MB* - Sound Card - DirectX 9.0c compatible - DirectX - Version 9.0c - Online - Broadband; 2-4 Players - Input - Keyboard, mouse or USB Steering Wheel/Gamepad -DirectX 9.0c is included on this disc and may require the latest drivers for your video and sound card. *Supported video cards: NVIDIA GeForce 2 MX/GTS or greater, ATI Radeon --7500 or greater; Intel 950/i915g; S3 GammaChrome S18 Pro. Laptop models of these chipsets are not supported.

..::|[ FooTBaLL MaNaGeR 2006 ]|::.. |


..::|[ QuAKe 4 FuLL ]|::.. |
 Not : Ftp Programı Kullanmanız Önerilir. FlashF


BÜTÜN ŞEREFSİZLİKLERE,HAKEMLERE RAĞMEN İLAHİ ADALET TECELLİ ETTİ...HİNDİ FENERİN SÜLALESİNE BİNDİ...ŞAMPİYON GALATASARAY
ve sonra



 
GALATASARAY: 5
FENERBEŞCE : 1
6 ATANA BABAYI
5 ATANA KUPAYI
 

Ya rab !
Bugüne kadar büyük bir gafletle yaşadım. Doğruya, mükemmele, aydınlığa, layık yasamak varken kendimi büyük bir utanca mahkum ettim. Bana doğru söyleyenleri dinlemedim. Mutluluk huzur vaat edenlere kızdım. Onlara sırtımı döndüm. Yıllar yılı bu fani ömrümü yanlış yolda kullandım. Yalancı mutluluklarla gelip geçici huzurlara, hayali umutlara bağlandım. Bir zamanlar kendimi çok mutlu sandım. Ama artık gerçeği gördüm, rüyadan uyandım. Şükürler olsun... Allah'ım hala gaflet uykusunda olan benim gibi FENERBAHÇE'lilere hidayet nasip eyle. Bizim gibi gariplere azıcık mutluluk nasip et. Affet Ya Rab. Bilmiyordum cahildim. Sen büyüksün affedersin. Bizlere annemizin liginde bari üçüncülük nasip eyle. Bizlere dayağa dayanıklı kaleciler, sağır futbolcular ihsan eyle. Bizleri daha yolun yarısı olmadan şampiyonluk vadeden basiretsiz yöneticiden koru ya Rabbi! Boşuna ümidin sonu hayal kırıklığı, hayal kırıklığı asabiyet, asabiyette DEREAĞZI'nda karate kursu... SEN KORU YA RAB... Allah'ım elindeki futbolcuyu hoca için kovduğunu söyleyip; iki hafta sonra uğruna futbolcu sattığı hocayı kovan yönetimlerden bizi koru ya Rab. Bir oturuşta BEŞ porsiyon ANTEP yiyen obur kalecileri nasip etme ya Rabbi. Önce kovup sonra kurtarıcı diye alınan futbolcuyu kadro dışı bırakan yönetimlere akil-fikir ihsan eyle ya Rab. Allah'ım, bizi kazadan-beladan koru! SAMSUN'da, AYDIN'da, VAN'da ve hatta CANNES'da, MTK'da velev ki ANTEP'te kaza yaptıran acemi şoförlerden uzak eyle!(hah ! bu arada yaziyi yazan arkadas PENDIK´i unutmus onuda ben ilave edeyim bari.) Ya Rab. Daha sezon başında lig başlamadan "Şampiyonuz" diyen yöneticiden, ilk 5 maçta namağlup başkanlardan, daha uçaktan inmeden takımı görmeden "Ben 4-4-3 oynatacağım" diyecek kadar cahil hocalardan, sezon ortasında komşunun oğluna kur yapan sorumlulardan, her geleni "En kısa zamanda hangimiz göndeririz" diye yarışan basının hışmından bizleri kor ya Rab. Allah’ım! Bir gün bizlere alnımız ak, sırtımız dik gezmeyi nasip eyle, korkmadan çekinmeden tereddüt nedir bilmeden maçları seyretmeyi nasip et! Senelerdir iki ihtimalli "mağlûbiyet ve beraberlik" maçı seyretmekten bıkıp usandık. Kaç farklı bitiririz diye düşünebileceğimiz maçlar seyretmek nasip et ya Rab! Anladım ki; bunun tek yolu bir yerden geçiyor. Zor olacak ama, saadetim için, geleceğim için, çoluk çocuğum için yapacağım; Niyet ettim Allah rızası için FENERBAHÇE’yi bırakmaya! Biliyorum ki bu andan itibaren artık korku, telâş, sıkıntı, endişe, tereddüt, panik, dayak, stres yok.. Bundan sonra artık kimsenin kahrını çekmeyeceğim, herkes benim kahrımı çekecek!
ŞÜKÜRLER OLSUN!
FENERBAHÇE TESTİ
*HER SORU 10 PUAN DEGERINDEDIR.SORULAR SIRA ILE CEVAPLANACAKTIR.KOPYA CEKMEK SERBESTTIR! SORULARI DOĞRU CEVAPLAYAN İLK 50 KİŞİYE EFSANE'NIN YAYLA KUPASI FINALINDEN ÖNCE ÇEKTİRDİĞİ ÇERÇEVELİ TAKIM RESMINI YOLLAYACAĞIZ!
1) Dunyadaki derbiler arasında rakip takım 7 kişi kalmasına rağmen 7-0 yenilen tek takım ve rakibi aşağıdakileren hengisidir?
a)Milan-Juventus b)Manchester United-Liverpool c)Marsilya-PSG d)Fenerbahçe-Galatasaray
2) 4 yıl üstüste şampiyon olmasına, UEFA ve SUPER Kupayı almasına rağmen 5 yıldan sonra şampiyon olan Fenerbahçe gibi GÖRGÜSÜZLÜK yapmayan Türk takımı aşağıdakilerden hangisidir?
a)Beşiktaş b)Trabzonspor c)Pendikspor d)Galatasaray
3) Fenerbahçe’yi Türkiye kupasından eleyan 3. lig takımının adı neydi?
a)Çanakkale Dardanelspor b)Akçaabat Sebatspor c) K.Konyaspor d)Pendikspor
4) Fenerbahçe stadının tam ortasına Galatasaray bayrağı diken “Ulubatlı” lakaplı teknik adam kimdir?
a)Fatih Terim b)Mircea Lucescu c) Derwall d)Graham Sounnes
5) Sahadan çekilen, bir maçta 6 yabancı oynatan ve Yayla Kupasında finale kadar yükselebilen efsane takımımız hangisidir?
a)Beşiktaş b)Trabzonspor c)Samsunspor d)Fenerbahçe
6) Bir Avrupa kupas?maçında Neuchatel’e 3-0 yenildikten sonra rövanşında 5-0 kazanıp tur atlayan ve 4-0 yenildikleri Cannes maçından sonra rövanşına galibiyet parolasıyla çıkıp 5-0 yenilen takımlarımız hangileridir?
a)Beşiktaş-Trabzonspor b)Pendikspor-Kayserispor c)Çanakkale Dardanel-Beşiktaş d)Galatasaray-Fenerbahçe
7) Dünya sıralamasında 1. sıraya çıkan takım ve dünya sıralamsında ilk 200e girmeyi zor başaran ezeli rakibi kimdir?
a)Ankaragücü-Vanspor b)Beşiktaş-Trabzonspor c)Samsunspor-Çaykur Rize d)Galatasaray-Fenerbahçe
8) Avrupa’da Şampiyonlar ligine en çok katılan, Şampiyonlar liginde en çok tur geçen Türk takım?takım ve Avrupa kupalarında daha 3. turu bile geçemeyen takımlarımız hangileridir?
a)Simav Eynalspor-Afyonspor b)Pendikspor-Fenerbahçe c)Beşiktaş - Trabzonspor d)Galatasaray-Fenerbahçe
9) 11 senede 2 şampiyonluk,18 senedir Türkiye kupasın?alamayan Avrupada 3.turu bile geçemeyen 3. Lig takımına elenen Şampiyon oldukları zaman "Kıskananlar çatlasın!" diye bağıran takım hanisidir?
a)Galatasaray b)Beşiktaş c)Konyaspor d)Fenerbahçe
10) Galatasaraylı taraftarlar “Kadıköylü Aslanlar"diye pankart açınca
“Mecidiyeköylü Kanaryalar" diye pankart açan Galatasaraylıların “Die for you!?diye pankart açtıktan sonra once “Die for you!?sonrada “Kill for you!?diye pankart açan Galatasaray’ın yaptığ?herşeyi taklit etmeye çalışan özenti takım hangisidir?
a)Beşiktaş b)Trabzonspor c)Samsunspor d)Fenerbahçe
11) (Bonus sorusu bu soruyu cevaplayabilen arkadaşlarımıza Dünya'nın en ince kitabı olan Efsane'nin Avrupa Maceraları adlı Kitabı yollayacağız) ÖSS 1907 de sayısal bölümünde çıkan işlemlerden hangisi doğrudur?
a)8+4=13 b)1907-4=1904 c) 1942+3=1944 d)5+1=6
(Lutfen bu testi sadece Fenerliler uzerinde uygulayiniz)
Galatasaray tribun grubu ultrAslan dunya genelinde ki tribun gruplari icerisinde 8. oldu...
Dunya'da futbolun en cok sevildigi ulke olarak bilinen Arjantin'den ultrAslan'a buyuk onur. Arjantin'nin unlu dergilerinden birinin dunyanin en atesli taraftar gruplari degerlendirmesinde ultrAslan 8. oldu. Ilk sirayi Arjantin'in koklu kuluplerinden River Plate alirken, Ispanya'dan Rustu'nun takimi Barcelona ikinci, Italyan Milan tribun grubu ise ucuncu sirayi aldi. Degerlendirmenin ilk uc sirasi bu takimlardan olusurken Galatasaray Kulubu tribun grubu ultrAslan ise siralamada 8. oldu. Siralamada gorus alinan unlu futbolcu ve teknik direktorlerin goruslerinede yer verildi. italyan Milli Takiminin ve Milan'in kaptani Paolo Maldini'nin "Beni bu stadda 25.000 kisi olduguna kimse inandiramaz", PSV maci sonrasinda aciklama yapan PSV'li futbolcularin "Dünya'da karsisinda oynamak istedigim en son taraftar bu", Ispanyol ekibi Deportivo La Coruna ile Ali Sami Yen'de mucadele eden Havier Irureta'nin, "Bizim taraftarimiz asla Galatasaray taraftari gibi olamaz. Kimse boyle bir taraftar grubu onunde oynamak istemez" sozlerine yer veren dergi, Ali Sami Yen Stadinin rakip takimlar icin tam bir kabus arenasi oldugunu belirtti. Degerlendirmede Turkiye'den sadece Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'a yer verilirken, Fenerbahce ve Besiktas tribun gruplari dereceye giremediler..... kaynak:turkspor&uefa) 
GALATASARAY: 5
FENERBEŞCE : 1
6 ATANA BABAYI
5 ATANA KUPAYI
|
FENER TARAFTARI:
2 KUPAYI DA GETİRİN BİZE CANIMIZI VERELİM SİZE...
CİMBOM TARAFTARI:
BİZDEKİ KUPALAR SİZDE OLSA SOYUNUZ TÜKENİRDİ BEA...
MÜKEMMEL ŞAMPİYONLUK KLİBİ
İÇİN TIKLAYIN
http://img299.imageshack.us/my.php?image=saat20450ya.swf&width=1024
|
|
BUNLARI HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ.....?
1-)ULUSOY FEDERASYON BAŞKANI OLDUKTAN SONRA FENERBEŞCE LEHİNE YAPILAN HAKEM ŞE
REFSİZLİKLERİ %90 ORANINDA AZALDI
2-)BUNUN ÜZERİNE HAKEMLERİ SATIN ALAMA-
YAN AZİZE NELER NELER YAPTI.....
3-)GERETS NEDEN HER MAÇA AYNI TAKTİKLE ÇIKTI DA FENER MAÇINDA CİHANIN YERİNE UĞURU ERGÜNÜN YERİNE FERHATI OYNATTI HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ...
4-)BÜTÜN DERBİLERDE,MAÇLARDA YATTARAYI
OYNATAN HALİLHODZİÇ NEDEN FENER MAÇIN-
DA BÖLE Bİ YILDIZI OYNATMADI HİÇ DÜŞÜNDÜ-
NÜZ MÜ...
5-)ŞİMDİ BANA DİCEKSİNİZ VESTELİ NEDEN SATIN ALMADI O ZAMAN AZİZ?
EĞER BİRAZ OLSUN TELEGOLÜ İZLEYEN VARSA...
VESTEL MAÇINDAN 1 HAFTA EVVEL Bİ ŞİKE OLAYINI
AÇIKLICAKLARDI VESTEL FENERİ YENDİKTEN SONRA İLERKİ HAFTALARDA AÇIKLICAZ DEDİLER
HALA AÇIKLANMADI O YÜZÜ GÖZÜKMEYEN TEK-
NİK ADAM ERSUN YANAL.BUNU ANLAYAMAYA-
CAK KADAR SALAK YOKTUR HERALDE.....
| | |
|
|
|
|
 |



ULTRASLAN
AYAĞA KALKACAKSIN ÖNÜNÜ İLİKLEYECEKSİN BU ALEMDE KRALIZ KABUL EDECEKSİN OLMAYACAK HAYAL KURMA AVRUPAYI GÜLDÜRME KARDEŞİMSİN DİYE SÖYLÜYORUM GİTME BOŞUNA ISRAR EDİYORSAN İLLA GİDECEKSEN GEL OTUR YANIMA BİRLİKTE AŞALIM SIRALARI TANITAYIM YENDİKLERİMİ SANA
SANA GÖRE TESADÜFTÜ
BİZE GÖRE SÖKE SÖKE
SEN RÜYANDA GÖREMEZSİN
KUPA BİZİM MÜZEMİZDE !!!
2000 UEFA CUP WINNER GALATASARAY !!
2000 SUPER CUP WINNER GALATASARAY !!
|
|

ultrAslan | |

|
|
|
|
|
| 7-0 |
|
| Lodos Fırtınası Aman o ne lodos firtinasi... Istanbul'un her yani sismis, denizi kabarmis alga dalga, lodos kiyameti desek yerinde olacak... Günlerden 30 Aralık 1911. Yilbasina bir gün kalmis, evlerde kestaneler çiziliyor, hazirlik girla... Vapurlarin kalkis saatleri birbirine girmis, kalkip kalkamiyacaklari bile meçhul. Ama kalkan bir vapura zor bela yetisen dört Galatasarayli oyuncu, dalgalarla mücadele eden vapur'un içerisinde, Fenerbahçe ile oynayacaklari maç'a dogru yol aliyorlardi.. Galatasaray olarak Fenerbahçe karsinda oynadiklari ilk üç maç'ta da galip gelmislerdi, 2-0, 3-0, 5-0, eh, heyecanli degillerdi pek, ama lodos onlari perisan ediyordu. Kadiköy'e geldiklerinde diger takim arkadaslari ile bulusacaklardi, ama iskelede sadece iki arkadaslarini gördüler. Önce pek üstünde durmadilar, nede olsa Union Kulüp Stat'inda (Fenerbahçe Stati) diger arkadaslarini bulabileceklerini ümit ediyorlardi. Alti Galatasarayli oyuncu yollandilar Stat'a... Baskan Ali sami Yen onlari orada buldu, baska da kimse yoktu. Ali Sami Yen oynamak istiyordu ama sakatti, maç saati de yaklasiyordu, yedi Galatasarayli oyuncunun gözleri saat'in üzerindeydi, ne gelen vardi, ne giden! Aralarinda konusup, oyunun ertelenmesini istediler; Istanbul sehri bir lodos afetine yakalanmis, vapurlar iptal olmus, oyuncular gelememis, bu maç böyle oynanirmi, iptal en dogal hakkimiz diye düsündüler elbette. Ama rakip takim Fenerbahçe buna razi olurmuydu hiç? Bizim yedi kisi kalmis Galatasaray takimimiza, "Sahaya çikmazsaniz, hükmen yenik sayilirsiniz!" diyip, tutturukluklarina devam edince, Galatasaray ruh'u bunu kaldirirmi, yenileceksek, aslanlar gibi çikariz, saha'da yeniliriz diyip, yedi kisi çikip, oynamayi kabul ettiler. Bir önemli sorunlari daha vardi, kaleci yoktu! Lodos firtinasi yüzünden, kalecimiz de gelemeyenler arasindaydi! Ali Sami Yen kaleci olmayi kabul edince, biri kalede olmak üzere, yedi Galatasarayli Aslan, gururla saha'ya yayiliverdiler. Ali, Bekir Bircan, Horace Armitage, Celal, Idris, Emin Bülent ve kalede Ali Sami Yen. Hey gidi ASLANLAR hey, yelelerini diklettirip, pençelerini çikarip, gerinip, rakiplerine baktilar. Onbir tane Kanarya, lodos'un da etkisi ile biraz ürperdi ama, içlerinden de kis kis güldüler, arenaya sadece yedi aslan çikabilmis, saha vicik vicik, alirlardi elbet bu maçi! Aman Allahim oda neydi? Saha'da kükreyen aslanlar sanki yüzlerce oluvermisti... Ali Sami Yen'in durdugu kale, rakipleri tarafindan ziyaret bile edilemedi, 90 dakika boyunca top bir adet kere eline bile gelmedi... Aslanlar hem atak yaptilar, hemde kalelerine kimseyi aklastirmadilar. Ne lodos, ne vicik vicik bir saha, nede onbir kisilik rakip takim onlarla bas edemedi. Galatasaray, Fenerbahçeyi 30 Aralık 1911 günü, yedi kisi ile, 7 - 0 yendi. Aslan Galatasaray'i lodos afeti bile durduramamis, büyük ruh'u ile, yedi kisi ile oynadigi maç'tan alninin akiyla çikmisti. Yani Infaz gerçeklesmisti. Evlerinde yilbasi gecesi için kestane çizen aileler ise, haberi alinca çok sasirip, Fenerbahçe kestaneden beter çizilmis diyip, gülüsmüslerdi diye büyüklerimden hep duyarim!!!! O gece lodos tüm gücü ile devam etmis, bizim Aslanlar ise vapurlar iptal oldugundan, geceyi rakiplerimizin evlerinde geçirmek zorunda kalmislardi. Bence, bizimkiler bir güzel uyumustur da, karsi tarafi tam bilemiyorum! Nede olsa tatli tatli uyurlarken bir iki kükreme sesi çinlatmislardir o evlerde Aslanlarimiz, rakiplerimizin tetikteki uykularini bölen! Iste Galatasaray ruh'u, inanci ve gerçeklerinden bir tanesi daha. Bir rivayete göre, ne zaman lodos firtinasi çiksa, rüzgar'in içerisinden bir kükreme sesi yayilirmis Kadiköy semalarina, içleri ürperten, dolana dolana Fenerbahçe Stat'ina yayilan... Ali Sami Yen'in, Ali'nin, Bekir Bircan'in, Horace Armitage'in, Celal'in, Idris'in, Emin Bülent'in sesleri, hani artik bizlere bulutlarin arkasindaki o güzel yerden bakanlarin kükremeleri bunlar. Selam sizlere kahramanlar, selam. |
|
Korkma ölmez sendeki bu taraftar
Kupalara layiksin sen şanlı galatasaray
Bu vatan bu millet seninle gurur duyuyor
Fenerbahçenin yüzüne tükürüyor
Biz sevdimi candan severiz
Fenerli gibi camdan değil
Biz sevdimi adam gibi severiz
Fener gibi karıca değil
Benim 2 tane adım var
Biri türkiye biri ua
Aslını sorarsanız
Biri gs biri anti fb
1911 yılında boşuna geçmedik boğazı
7-0 yenip geldik aslanca kanaryayı
31 aralıktı insanlar kestane pişirirken
Duydularki karşıda fener pişmiş
Heryere cehennem denilmez
Cehennem tektir içine atacağınız varsa
Ancak o zama cehennem olur
Cehennem ALİ SAMİ YEN dir
ULTRASLAN ERYAMANIZ
ALAYINA İSYANKARIZ
BUNU BÖYLE BİLSİN HERKES
BİLMİYENİ TANIMAYIZ
ultrAslan eryAman
|
|
| | |


















 ;

Fenerbahce nasil adam olur?
-
olmaz..!
-
takimin ismi yenerbahce olsun
-
sahaya 22 kisi ciksin
-
kaleye 5 rustu gecsin
-
bayir asagi oynasin
-
kaleleri 3 metre eninde, 1 metre yuksekliginde olsun
-
her macinda orta hakem ali sen, yardimcilari da omer cavusoglu ile ziya sengul olsun
-
fenerbahce icin 3 korner bi penalti, bi penalti iki gol olsun
-
rakiplerin sadece bacak arasi attigi goller gol sayilsin, hatta o da sayilmasin
-
fenerli futbolculara elle oynamak serbest, rakibe ayakla oynamak yasak olsun (hadi bakalim)
-
fenerli futbolculara rakibe kirmizi kart gosterme yetkisi verilsin.
-
taktik antrenmanlarda bu yetkiyi kullanmalari siki siki tenbih edilsin
-
fenerli defans oyuncularina atesli silahlar kullanmak serbest olsun
-
fener ceza sahasi mayin tarlasina donusturulsun, etrafina ici timsah dolu
-
hendekler kazilsin, hava toplari icin patriotik hava savunma sistemi kurulsun.
-
birisi futbolculara, futbolun ayakoyunu degil, yurek ve kafa oyunu oldugunu anlatsin
-
futbolcu transfer ederken "kahve ne renktir?", "portakal ne renktir?" diye bir zeka testi yapilsin
-
yoneticilere dogru cevaplarin kahverengi ve portakal rengi oldugu ezberletilsin
-
futbolcular antenmanda kartopu, saklanbac, ac kapiyi bezirganbasi, kutu kutu pense oynayacaklarina istop, yakartop, ya da kukali saklanbac oynasinlar
-
teknik direktor olmasin. takimi spor basinindan omer urundul baskanliginda bir koalisyon yonetsin
-
anderson satilsin, yerine direk dikilsin
-
rakip sahaya paf takimiyla ciksin fener sahaya paf takimiyla ciksin
-
uc bes el-kaide transfer edilsin. olumune oynamak nasil olurmus ogretsinler
-
yirtici bir santrafor transfer edilsin. bulent ecevit olabilir
-
taraftarlara "yenilsen de yensen de taraftariz senle" felsefesi iyice yerlestirilsin
-
olmaz..!
 |
ASLAN
KARAKARTAL
GS BJK EL ELE
FİKSTÜR ANASAYFA
Lütfen ileri ve geri tuşunu kullanın |



SEYİTHAN GALATASARAYLILARIN BULUŞMA NOKTASI
<P align=center><A href="http://spaces.msn.com/members/ultraslangalatasaray19//" target=_blank><IMG style="WIDTH: 205px; HEIGHT: 170px" height=80 src="http://www.maviegebilisim.com/BULUŞMA%20NOKTASI.GIF" width=106></A></P> <P align=center><A href="http://spaces.msn.com/members/ultraslangalatasaray19//"></A></P> <DIV></DIV>
ARKADAŞLAR EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ LİNKİN KODUNU EKLEYEBİLİRSİNİZ
BURADA BEŞİKTAŞ VE GALATASARAY KARDEŞ TAKIMDIR ARKADAŞLAR SİZDE KARDEŞ BİLİN GALATASARAYLILARI
EZELİ DÜŞMANIMIZ FENERBAHÇEDİR BUNU UNUTMAYIN
 
|
| gs |
|
 |
Avrupa'da, yarıştığı Tüm Kupaları alan İLK ve TEK takım GALATASARAY ;
Türkiye'nin İLK futbol takımı Galatasaray- (1905) Dünya sıralamasında İLK On' da 1.sıraya giren İLK Türk takımı. Devlet üstün madalyası alan İLK takım UEFA kupasını hiç yenilgi almadan kazanan İLK ve TEK Türk takımı Türkiye'nin en çok Şampiyon olan takımı (15 kez) Üç yıldızı alan İLK takım Türkiye Süper Ligi'nin İLK Şampiyonu Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Avrupa Kıtasını temsil eden İLK ve TEK Türk takımı Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final'e çıkan İLK ve TEK Türk takımı İstanbul Şampiyonluğu'nu kazanan İLK futbol takımı- (1907-1908) Yurt dışında İLK galibiyet alan Türk futbol Takımı-(1911) Yurt dışında Türkiye'yi temsil eden İLK futbol takımı- (1911) Şampiyonlar ligine katılan İLK Türk takımı Avrupa'da, UEFA kupasını hiç yenilgi almadan kazanan İLK ve TEK takım Balkanlarda UEFA Kupasını kazanan İLK ve TEK takım Uluslararası maçlarda kendi sahasında ardarda EN çok galibiyet alan TEK Türk takımı - 20 kez
UEFA kupasını kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez) Avrupa Şampiyonu olan İLK ve TEK Türk takımı Süper kupa kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez) İnternet Sitesine sahip İLK Türk takımı İspanyolları deplasmanda yenen İLK Türk takımı. İspanyolları eleyen İLK Türk takımı. Bir sezonda 2 İtalyan takımını eleyen İLK Türk takımı (Milan-Bologna) Bir sezonda 2 İngiliz takımını eleyen İLK Türk takımı (Leeds-Arsenal) Avrupa maçlarında galibiyeti, mağlubiyetinden çok TEK Türk Takımı Türkiye 1. Ligi'ni na-mağlup bitiren İLK takım (1985-86)
EN fazla aralıksız şampiyon olan takım. - 4 kez Yerli hocayla EN çok şampiyon olan takım. GALATASARAY - 9 kez EN fazla şampiyonluk yaşayan futbolcular Bülent (8 Kez)- Suat, Arif ( 7 Kez ) Bir sezonda EN fazla Avrupa Kupa maçı oynayan takım.- 18 kez (Süper kupa dahil) Avrupa'da Şampiyonlar Ligine EN fazla katılan takım GALATASARAY - 6 kez Şampiyonlar liginde EN fazla puan toplayan Türk takımı- 10 puan Türkiye Spor yazarları Kupasını EN fazla kazanan takım Türkiye Kupasını EN fazla kazanan takım -13 kez Cumhurbaşkanlığı Kupasını EN fazla kazanan takım- 10 kez Avrupa kupalarında 1 sezonda EN fazla puan toplayan takım. - 17 maç 34 puan Avrupa'da, bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla galibiyet alan takım. - 11 kez (Süper kupa dahil) Bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla gol atan takım.- 35 gol (Süper kupa dahil) Deplasmanda aralıksız EN fazla yenilmeyen takım.- 40 kez Bir sezonda EN fazla maç yapan takım. GALATASARAY - 59 kez (Süper kupa dahil) Avrupa Kupaları'nda EN çok tur geçen Türk takımı. Bir sezonda EN fazla maç yapan futbolcu HAKAN ŞÜKÜR - 54 maç 4697 dakika Avrupa Kupalarında EN fazla maç yapan Türk takımı. Türkiye liglerinde bir sezonda EN fazla gol atan takım. - 62-63 sezonu 105 gol Türkiye liglerinde EN çok resmi kupa kazanan takım -56 kupa
Avrupa Kupalarındaki İLK Goller
1.GOL: Metin Oktay -27.08.1956 (Galatasaray-Dinamo Bükreş:1-3) 100.GOL: Uğur Köken -1.10.1969 (Galatasaray-Vatford:2-3) 200.GOL: Mirsad Seydiç-20.10.1982 (Galatasaray - Avusturya Wien:2-4) 300.GOL: Uğur Tütüneker -4.11.1992(Galatasaray - E.Frankfurt:1-0) 500.GOL: Tugay Kerimoğlu 5.11.1997 (Galatasaray - Sparta Prag:2-0) 400.Gol Faruk Yiğit tarafından 13.7.1996 tarihinde Kocaeli- Hibernias maçında atılmıştır.
Teşekkürler GALATASARAY !
Teşekkürler; Bu gurur veren tablonun yaratılmasında emeği geçen herkese..
Eminiz daha birçok EN'ler ve İLK'ler vardır.
Teşekkürler Gözden kaçırdığımız bütün EN ve İLK'ler için....
|
 |
|
Galatasaray 2000 Şampiyonlar Ligi ön elemelerinde Rapid Wien'i (0-3) ve (1-0)lık skorlarla eledi ve AC Milan,Chelsea ve Hertha Berlin'in olduğu B grubuna düştü.Grup maçlarının sonuçları şunlar oldu: Takımlar (Ev,Dep) GS-Hertha Berlin: (2-2) (1-4) GS-Chelsea: (0-5) (1-0) GS-Milan: (3-2) (2-1) Cim Bom gruptan Milan'ı yenerek 3.olarak çıktı ve UEFA Kupası'na gönderildi.Uefa maçlarının skorları ve tarihleri şöyledir: Takımlar Bologna FC-GS: (1-1) 23 Kasım 1999 GS-Bologna FC: (2-1) 9 Aralık 1999 Borussia Dortmund-GS: (0-2) 2 Mart 2000 GS-Borussia Dortmund: (0-0) 9 Mart 2000 Çeyrek Final Mallorca-GS: (1-4) 16 Mart 2000 GS-Mallorca: (2-1) 23 Mart 2000 Yarı Final GS-Leeds United: (2-0) 6 Nisan 2000 Leeds United-GS: (2-2) 20 Nisan 2000 FİNAL 17 Mayısta Kopenhag Parken Stadyumu'nda iki dev takım,Galatasaray ile Arsenal arasında oynandı.Maçın ritmi çok yüksekti.Bütün kalpler birleşmiş ve bir türk takımının Avrupa'daki şampiyonluk macerasının finalini kazanması için dua ediyordu.Galatasaray bu maçı kazanırsa bütün dünyaya en iyi takım olduğunu gösterecek,Türk bayrağının büyüklüğünü ve şanını bütün dünyaya duyuracaktı.Sahada çok büyük bir coşku vardı.Son zamanlarda Türkiye'yi boğan ekonomik sıkıntı bir kenara atılmış,herkes Uefa Kupası finaline kenetlenmişti.Maçın saati geldi.VE ZORLU KARŞILAŞMA BAŞLADI!İlk atak bizden geldi.3.dakikada Arif ceza sahasından şut çekti.Ama Seaman yakaladı.16.dakikada da Arif şut çekti,top Seaman'da kaldı.26.dakikada Hakan Şükür kafalıkla kaleyi yokladı.Ama dengesini kaybettiği için o top dışarı çıktı.Galatasaray şimdiye dek Arsenal'den daha güzel oynadı.34. dakikada Overmars kalemize bir şut çekti.Taffarel tuttu.Golsüz beraberlikle ilk yarı sona erdi. İkinci yarı başladı.48. ve 70.dakikalarda Hakan'ın ve Caponenin şutları kaleyi bulamadı.Maçın bitmesine dolu dolu 30 dakika kalmıştı.Maç sakin bir şekilde sürerken 95.dakikada çok kötü bir şey oldu.Hagi muhteşem çalımlar atarken Adams buna sinirlendi ve durup dururken Hagi'yi tekmelemeye başladı.Hakem bunu görmedi.Arsenalliler maçın efsane isminin olağanüstü futbolundan bıkmış,Hagi'yi maçtan attırmak ve böylece mutlak galibiyet için maçın başından beri ona faul yaptılar.Ama istediklerioldu.Hagi bu olay üzerine Adams'a vurdu ve onu yere indirdi.Hakem bunu gördü ve Hagi'ye kırmızı kart göstererek onu oyun dışı bıraktı.Artık bütün hayaller suya düşmüştü.Hagi'siz bir futbol olamazdı.Ama taffarel,Capone,Ümit,Suat,Okan,Hakan ve diğer oyuncular daha da hırslandı ve inanarak gerçek oyuna başladı.10 kişi oyuna devam etti.Arsenal ard arda faullerle galatasarayı yok etmeye başladı.Oyuncularımız sakatlansalar da kupayı almadan dönmeyeceklerine yeminliydiler.Saha adeta cehenneme dönmüştü.Taraftarımız gençlik marşını söylemeye başladı.Bu oyuncularımızı normale döndürdü.Herkes Galatasaray için ağlıyor,var gücüyle marşı söylüyordu.Parken Ali Sami Yen'den farksızdı.Kimse gol yiyeceğiz diye maçın büyüsünü bozmuyor,susmuyordu.90 dakika geçmişti.15 dakikalık uzatmalar başladı.Taffarel 104. dakikada Henry'in,108.dakikada Parlour'un,112.dakikada Kanu'nun sert ve isabetli şutlarını kurtarmıştı.Taffarel olağanüstü güzel oynuyor,dünyanın en iyi file bekçisi olduğunu ispatlıyordu.Derken birden Arsenal sağ kanattan çıkış yaptı.Bütün oyuncularımızı çalımladılar.Defansta bir karambol oluştu.Orada bir Arsenalli oyuncu sağ kanattan orta yaptı.O topu nasıl olduysa hiçbir oyuncumuz durduramadı.En solda Henry vardı.O topa çok hızlı kafalık vurdu.O anda saniyenin yüzde biri kadarlık bir zaman diliminde bütün TÜRKİYE'nin kalbi durmuştu.Saniyenin yüzde biri kadar bir an milyonlarca insanın yaşamından silindi.Parken'i bir sessizlik sardı.Artık her şey bitmişti derken kalemizin en alt köşesine atılan ve uzanılması güç kafalığı TAFFAREL olağanüstü bir şekilde kendini kalenin iç tarafına atarak kurtardı.Bu an,kupayı asla başkasının alamayacağını,Uefa kupasını bizim alacağımızı ve Avrupa'yı fethedeceğimize kanıttı.Maçın sonlarına yaklaşırken Arsenal kendi sahasında taç atışı yaparken Fatih Terim kulübeden oyuncularına 'ileri çıkın'diye el işareti yaptı.Taffarel dışındaki 9 oyuncumuz rakip sahaya çıktı ve herkes rakibini tuttu.Herkes son dakikada var gücüyle çalıştı.Ve maçın 120 dakikası bitti.Herşey penaltılara kaldı. Fatih Terim oyuncularını penaltı vuruşları için psikolojikmen hazırladı.Yüzbinler hakemin sarı-kırmızı direği seçmesi için dua ediyordu.Ve hakem Nieto sarı-kırmızı direğe doğru yürüdü.Vakit geldi.Ve penaltı atışları başladı.İlk penaltı bizimdi.Ergün beyaz noktaya doğru yürüdü.Hakem düdüğü çaldı.Ergün topa vurdu ve goool! 1-0.Çok korkuyorduk ama asıl Arsenal'li futbolculara güvenmemiz gerekiyormuş.Suker ve Viera penaltıları bir bir kaçırdı.Ergün'den sonra Hakan penaltıyı attı ve top filelerde...Ümit Davala da attı.Skor 3-2 idi. Sıra Popescu'daydı.Eğer bu penaltıyı atarsa kupayı alıyoruz.Popescu gerildi.Popescu geliyor.Atarsa kupayı kaldırıyoruz.Tüm Türkiye tek bir kalp oldu.Popescu vurdu ve GOOOOOOOOOOL! YAŞASIN! KUPA BİZİM! UEFA ŞAMPİYONUYUZ ARTIK!!!!! 17 MAYIS 2000 UEFA CUP 2000 WİNNER: GALATASARAY |
| |
ARKADAŞLAR BU FENER ÜLKEMİZİ RESİL ETMEKTEN BAŞKA BİRŞEY YAPMIYOR TAM BİR YÜZKARASI BU FERNERBAHÇE SEN KİMSİN Kİ ŞAMPİYONLAR LİGİNE GİDİYORSUN SEN KİMSİN Kİ MİLANA KAFA TUTUYORSUN SENİN NEYİNE MİLANLA MAÇ YAPMAK BUNA SADECE GÜLMEKLE YETİNİYORUZ İNŞALLAH PAZAR GÜNÜ BİZ DE ONLARAA BÜYÜK BİR DERS VERECEZ UMARIIM YENERİZ HADİ ŞAMPİYONLAR LİGİNİ GEÇTİM UEFA DA NE İŞİN VAR SENİN BE YÜZSÜZ HER SENE ELENİYORSUN ANLA ARTIK YAPAMIYORSUN SEN İŞTE SENİ EZİYORLAR İŞTE ANLA ARTIK SIFIR ÇEKMEKTEN BİLE UTANMIYORSUN PENDİĞE YENİLMEKTEN UTANMIYORSUN YUH BE İLK OLARAK BİR BAKIN KENDİNİZE SONRA ŞAMPİYONLAR LİGİ UEFA HADİ BE ORADAN SENİN İŞİN YOK BU LİGDEEEEEEEEEEEEEE ÇEK GİT FENERBAHCE
EZİK FENERBAHCE
|
 
|
|
|

necati ateş in golü | | |
|
|
 bu centinmel hali eskidendi
 şimdi böyle bir keriz oldun
 böyle sevinirdin
 ve şimdi üzülüyorsun
 arkadaştın
 düşman oldun
BEEEEEEEEEEEEEEEEEEE ŞEREFSİZ Kartal’da Tümer öfkesi
29 Mayıs 2006 - 12:16 Milano’da F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’la görüşen yıldız futbolcuya yönetimden büyük tepki geldi. 2. Başkan Aksu, "Tümer’in nasıl bir Beşiktaşlı olduğunu şimdi göreceğiz" dedi. BEŞİKTAŞ ile sözleşmesi sona eren Tümer Metin’in, Milano’da Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile görüşmesi siyah beyazlı camiada büyük tepki gördü. Kulüp ikinci başkanı Murat Aksu, milli futbolcu konusunda sert bir çıkış yaparak, "Tümer hem bana, hem de başkanımız Yıldırım Demirören’e, (Türkiye’de Beşiktaş’tan hariç başka bir takımda oynamam) demişti. F.Bahçe’den teklif alması çok normal. Ancak oyuncumuz bu durumda Beşiktaşlılık sınavı verecek. Tümer’in nasıl bir Beşiktaşlı olduğunu hep birlikte göreceğiz" dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Vardar, Tümer’in Beşiktaş’ta kalması gerektiğini ifade ederek, "Türkiye’de Beşiktaş’tan başka bir takımda oynamam diyen Tüme’in Aziz Yıldırım ile görüşmesinden rahatsız olduk. Eğer gitmek istiyorsa, yolu açık olsun. Beşiktaş sayesinde prim yapmaya çalışmak büyük futbolcuya yakışmaz" diye konuştu. Yönetici Süleyman Eren de Tümer’in Aziz Yıldırım’la görüşmesini hoş karşılamadığını söyledi. Eren, "Beşiktaş büyük kulüptür. Burada oynamak istemeyeni biz de istemeyiz. Tümer’in Aziz Yıldırım ile transferi değil, askerlik sorununu konuştuğunu düşünüyorum" dedi. Bu arada, F.Bahçe’nin Tümer’e 3 gün süre verdiği ve çarşamba günü sözleşme imzalayacağı bildirildi. Fenerbahçe yönetiminin, Beşiktaş’a giden Nobre’nin rövanşını Tümer ile sözleşme imzalayarak almak istediği de öne sürüldü  şerefsiz tümer para için neyini satmaz ki???????
Büyükanıt: “Tümer askere gidecek !”
Hıncal Uluç bugünkü yazısında Tümer Metin’in askerliği konusundaki iddialara son noktayı koydu.
04 Haziran 2006 11:45
İşte Hıncal Uluç’un Sabah Gazetesi’ndeki yazısı:
“Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt aradı.. "Teşekkür ederim" dedi.. 'Benim tanıdığım Büyükanıt bu söylentilerden bile rahatsız olmuştur' dediğiniz için.. Böyle bir şey olur mu?.. Şırnak'ta şehitler verdiğimiz günlerde hele, bir kişi için özel düzenleme yapılabilir mi?.." "Ben teşekkür ederim" dedim.. "Geceleri başımı yastığa koyunca rahat uyumamı sağlayanlardansınız.. Ben teşekkür ederim.." Yani Tümer'e askerlik işinin çözümü için verilen sözler palavra.. Kandırmaca.. Tümer paşa paşa askerlik yapacak, her Türk çocuğu gibi..”
| GALATASARAYIN KURULUŞU |
|
|
Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.
1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.
Türk olmayan takımları yenmek
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."
Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.
Kurucu Listeler
1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülent Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-B. Nikolof; 6-Milo Bakiş; 7-Pol Bakiş; 8-Bekir Sıtkı Bircan; 9-Tahsin Nahit; 10-Reşat Şirvanizade; 11-Hüseyin Hüsnü; 12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 13-Abidin Daver.
1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülent Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-Bekir Sıtkı Bircan; 6-Reşat Şirvanizade; 7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 8-Abidin Daver.
Renklerin öyküsü
Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim: "Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.
|
  
DÜNYA ŞAMPİYONU KONUŞUYOR...
Dünya, sampiyonumuzu konusuyordu .Asya'dan Amerika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya kadar 183 televizyondan naklen yayinlanan final maçini, milyonlarca sporsever heyecanla izledi. Dünya, G.Saray'in bu tarihi zaferini ayakta alkisliyordu.
INGILTERE Finaldeki sinir savasini Türkler kazandi
ITALYA Türkler Avrupa’ya futbol dersi verdi
ALMANYA Bogaz’da deprem... Halk sokaklara döküldü
ISPANYA Türkler Avrupa’da ilk sirada... Muhtesem G.Saray
HOLLANDA Emegin zaferi... Türkler kupayi haketti
BELÇIKA Türkler cennette... G.Saray’in görülmemis destani
G.Saray'in Arsenal'i penalti atislari sonunda 4-1 yenerek, UEFA Kupasi'ni Türkiye'ye getirmesi dünyada basininda yanki uyandirdi. Asya'dan Amerika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya kadar 183 ülkede televizyondan naklen yayinlanan final maçini, milyonlarca sporsever heyecanla izledi. Birçok TV, maçi sifreli verirken, maçtan sonra özet görüntüleri defalarca ekranlara tasidi.
Sari kirmizili takimin basarisi, yurt disinda ve Bati Trakya'da yasayan Türkleri sokaga dökerken, en ilginç yorum, Yunan basinindan geldi. Atina'da yayinlanan gazeteler, bu tarihi olaya genis yer verirken, Elefteros Tipos Gazetesi, ‘‘Danimarka Pasalari’’ basligi altinda G.Saray'in hayalinin gerçek oldugunu yansitti. Iste Cimbom'un zaferinin yankilari...
INGILIZ BASINI
The Guardian:
Sinir savasi Arsenal sinir savasini kaybetti. G.Saray, uzatmalarda 10 kisi kalmasina karsin, tüm tahminleri altüst ederek kupayi kazandi. Arsenal, Hagi'nin oyun disi kalmasinda ortaya çikan altin firsati bile kullanamadi. Artik bu maçi unutmak zorundayiz.
The Daily Telegraph:
Hatirlanmayacak Gazete, atilan penaltilarla Türk takiminin müzesine giden kupanin birkaç gün sonra Istanbul'daki G.Saray taraftarlari disinda hiç kimse tarafindan hatirlanmayacagini öne sürdü.
The Independent:
Penalti belasi Arsenal'in kaçirdigi penaltilarin kupanin kaybedilmesine neden oldugunu yazan gazete, Hagi ve Popescu'yu överken, Hakan Sükür'ün de iyi bir performans sergiledigini vurguladi.
ITALYAN BASINI
La Gazzetta dello Sport:
Bilek hakkiyla Türkler ilk kez bir Avrupa Kupasi'ni bileklerinin hakkiyla kazandilar. Taffarel kurtarislari ve penalti atislarindaki sansi ile büyük rol oynadi. Türkler Avrupa'ya ders verdi. Zoff'u alarma soktu.
Corriere dello Sport:
Renk kattilar Ilk kez bir Türk takimi kupayi kucakladi. Galatasaray, bu sezon Avrupa Kupalari'na renk katti, elemedigi takim kalmadi. Golcü Hakan Sükür'ün bir topu direkten döndü.
RAI-3 TV:
Türklerin büyük günü G.Saray, bu sezon Avrupa Kupasi'na renk katti. Buraya kadar gelmesi asla rastlanti degil. Türk futbolunun en büyük günü. G.Saray'in kupayi almasi bize bir uyari. Türk Milli Takimi, Italya karsisina G.Saray'in iskeleti ile çikacak.
YUNAN BASINI
To Vima:
Rüya gerçek oldu G.Saray mucize yaratti, Türkler Avrupa'yi yendi. Rüya gerçek oldu. UEFA Kupasi’nin kül kedisi sonuca ulasti. Pabucun sahibi bulundu ve güzel prensi evine ***ürdü. Türkler öylesine eglenip sarki söylediler ki, neredeyse onlarin sarkilarini bu yakada duyacaktik.
Ta Nea:
Anadolu yildizi parladi Anadolu yildizi parladi. G.Saray, Avrupa devlerini yenerek zirveye çikti. Basarinin mimari Fatih Terim'i kutlamak gerekiyor. Çünkü Fatih Terim genç oyuncularin coskusuyla olgun oyuncularin tecrübesini biraraya getirerek örnek bir takim yaratti.
Elefteros Tipos
Pasalar kazandi Pasalar kazandi. Milyonlarca Türk sporseverin rüyasi gerçek oldu. Bu yilki UEFA Kupasi'ndaki sürpriz takim G.Saray. Arsenal'i penaltilarla yenerek Türkiye'ye ilk Avrupa Kupasi'ni getirdiler.
El Mundo Deportivo:
Tarihi sonuç G.Saray'in oyuna hakim oldugu ön plana çikii. G.Saray, muhtesem bir final sonucunda tarihe geçti.
As Gazetesi
Taffarel set çekti Türklerin kupalardaki ilk sampiyonlugu. Arsenal ilk yarida oyuna hakimdi. Ancak Taffarel karsisinda tehlike yaratamadilar.
El Pais Gazetesi:
Zor galibiyet ‘‘G.Saray'in zor galibiyeti’’ basligini kullandi ve ‘‘Türkiye, tarihinde ilk kez Avrupa'da ilk siraya çikti’’ diye yazdi. Hagi ve Hakan Sükür'den övgüyle söz etti.
ALMAN BASINI
Bild
Bogaz’da deprem Nefesleri kesen penalti atislari sonunda Arsenal'i 4-1 yenen G.Saray, UEFA Kupasi'ni kazanan ilk Türk takimi olarak büyük bir basariya imza atti. G.Saray'in kupa zaferi Bogaz'da deprem yaratti.
RTL
Cesur yürek Cesur futbolun karsiligi... G.Saray, yürekli oyununun karsiligini kupayi kazanmakla aldi. Hagi'nin kirmizi kart görmesinden sonra bile defansta hata yapmadan kontrollü oynayan G.Saray, Arsenal'i hakkiyla yendi.
BR3:
Presle bogdu Arif'in heyacani, Hagi'nin siniri... G.Saray, rakibini presle bogdu, gol firsati vermedi. Arif'in heyecani, Hagi'nin siniri kupayi tehlikeye soktu, ancak Taffarel, UEFA'da mutlu sona imzasini atti.
RUS BASINI
Inter-Tass:
Isteyen kazandi. Oyundan önce birçok otorite, Arsenal'i favori görüyordu. Bunun nedeni de Türkler'in finale dek ulasmalarinin onlar için zaten harika bir sonuç oldugunu düsünmeleri. Ancak Fatih Terim'in liderligindeki futbolcularin, onurlu bir kupayi kazanma istegi, Ingilizler'in motivasyonundan üstün geldi.Heykeli dikilecek adamlar Belçika’nin La Libre Belgique gazetesi, Taffarel basta olmak üzere, tüm G.Saraylilari göklere çikardi.
La Derniere Leure Les Sports:
Türkler cennette ‘Türkler Cennette’’ baslikli haberinde, ‘‘Tarihi bir maç. G.Saray hakettigi zafere ulasti. Türk takimi muhtesem, bugüne dek görülmemis bir destan yazdi’’ yorumunda bulundu. ‘Bugüne dek hiçbir Türk takimi bu performansi göstermemisti'' dedi ve ‘‘Istanbul’a heykeli dikilecek adamlar’’ olarak degerlendirdigi sari kirmizili futbolculara övgüler yagdirdi. Gazete Taffarel'in galibiyette oynadigi önemli rol üzerinde durdu.
HOLLANDA BASINI
De Telegraaf:
Popescu zafere sutladi Türk futbolu için tarihi bir gün. G.Saray, UEFA Kupasi'ni büyük bir gururla Istanbul sokaklarinda dolastiracak. Türkiye sampiyonu Türk futbol tarihinde ilk kez Avrupa'da kupa kazandi. Popescu Türkler'i tarihi zafere sutladi. G.Saray daha dayanikli çitki.
Algemeen Dablad
Nihayet büyük ödül Tarihi zafer. Galatasaray penalti atislarinda UEFA Kupasi'ni kazandi. Nihayet büyük ödül.
De Volkskrant
Hak edenin Devamli haksizliga ugrayan G.Saray emeginin karsiligina aldi. Tarihinde ilk kez bir Avrupa kupasini kucaklayan Türk takimi bunu neden hak ettigini ikinci yarida ortaya koydu.
FRANSIZ BASINI
L'Equipe
Avrupa Kalitesi Avrupa'nin en ünlü spor gazetelerinden L'Equipe ise, Cimbom'un basarisini, ‘‘Avrupa Kalitesi’’ basligiyla mansetten okuyucularina duyurdu. Fransiz gazetesi, G.Saray'in hakli bir zafer kazandigini yazdi.
France-3 Televizyonu
Türkler, Avrupa'da Türkiye'de bir futbol takimi ilk kez bir Avrupa Kupasini aldi. G.Saray, tam bir sinir savasi seklinde geçen maçtan zaferle ayrildi.
Liberation
Maça hükmettiler ‘‘Sahada Türkler daha iyi organize oldular ve maça hükmettiler’’ ifadesini kullandi. G.Saray'in çok önemli firsatlar kaçirdigini kaydeden gazete, kaleci Taffarel'in oyunundan da övgüyle söz etti.
Kisa Kisa......
Champion Cim-Bom-Bom ALMAN BASINI

SUPER KUPAAAA SİZDE DE
OLMAYAN
Stad:2. Louis Hakemler: Günther Benko** , Egon Bereuter **, Markus Mayr ** (Avusturya)
Galatasaray: Taffarel ****, Bülent ****, Popescu ****, Emre ****, Okan **** (Hasan ****), Suat ****, Jardel ****, Hagi **** (K.Bülent ****), Ümit ****, Capone **** (Fatih ****), Hakan Ünsal ****
Real Madrid: Casillas **, Carlos **, Albert ** , Raul *** , Figo **, Savio *, Campo **, Gute *, Helguera **, Makalele ** , Geremi
Goller: Dk. 41 ve 103 Jardel (penaltıdan), dk. 79 Raul (penaltıdan)
Sarı Kartlar: Dk. 7 Okan, Dk. 28 Suat (Galatasaray), Dk. 22 Makalele, Dk. 31 Helguera (Real Madrid)
Galatasaray, geçen sezon UEFA şampiyonluğu süslediği Avrupa macerasını Süper Kupa şampiyonluğu ile taçlandırdı. Sarı-kırmızılılar, Monaco'nun 2. Louis Stadı'nda Avrupa'nın dev takımları arasında yer alan Real Madrid'i uzatmada Jardel'in "altın golü" ile 2-1 yenerek bir kere daha tüm dünyada adından söz ettirdi. Galatasaray, bugüne kadar Avrupa'da kimleri devirmemişti ki... Neuchatel, Monaco, E. Frankfurt, Barcelona, Milan, B. Dortmund, Leeds United, Arsenal ve son olarak Real Madrid de sarı-kırmızılı takımın karşısında tutunamadı.

|
|
|
|
|
|





 
DİE FOR YOU GALATASARAY
_ /¯_ /\ | /\ ´¯|¯` /\ (¯ /\ |¯¯) /\ \_/ _ ¯ \__| /---\ |__ /---\ | /---\ ._) /---\ |¯¯\ /---\ _/ ¯

1905 TE DOGDU ASKIMIZ ,SARI KIRMIZI AKAR KANIMIZ,CIMBOMBOM FEDA OLSUN SANA CANIMIZ OLENE KADAR HEP SENIN YANINDAYIZ
BIR GÜN HERKES FENERLI OLACAK , GERI KALAN 364 GÜN ISE GALATASARAYLI...

CIMBOMBOM DIYEREK SANA YUZ KOYDUK,SARININ YANINA KIRMIZI KOYDUK,YILLARDAN BERIDIR HEP SENIN OLDUK,CIMBOMBOM SEN BIZIM HERSEYIMIZSIN

CIM BOM BOM'UM BENIM BIRICIK SEVGILIM, SOYLE SENDEN BASKA KIMIM VAR BENIM, SENINLE AGLARIM SENINLE GULERIM, SOYLE SENDEN BASKA KIMIM VAR BENIM.

BIZ GONULLERE CEKTIK BAYRAKLARI DIREKLERE DEGIL. BIZ TARIHE YAZDIK ISMIMIZI DUVARLARA DEGIL. BIZ AVRUPADA ACTIK BAYRAGI KADIKOYDE DEGIL. BIZ DUNYAYA POZ VERDIK SAKSAKCILARA DEGIL. VE BIZ IMPARATORLARLA BUYUDUK KESTANELERLE DEGIL.

ASLAN TERBIYE EDEN FENERBAHCELI TARAFTARIN NE HALE GELDIGINI BIRAK TURKIYEYI DUNYA GORDU. SEN KI KUCUK BIR KANARYASIN ASLANLA UGRASMAK SENIN NEYINE..

BAS KOYMUSUZ CIMBOMBOM'UN YOLUNA,SARI KIRMIZI RENGINE OLURUM CIMBOMBOM.AVRUPA'DA DESTAN YAZDI ASLANLAR,FATIH'IN ASLANLARIYLA KUKRESIN CIMBOMBOM!

FENERLI OLMAK AYIP DEGIL, YETERKI CAKTIRMA..

HERKES FENERLİ DOĞACAK AMA BİRGÜN HERKES CİMBOMLU ÖLECEK...

AVRUPA FATIHISIN GALATASARAY..TURKIYENIN GURURUSUN GALATASARAY.. GOKTE YILDIZSIN GONULLERDE AY, BU SENEDE SAMPIYONSUN GALATASARAY...
|
|
|

 
uA

uA

uA

ultrAslan
| NEDEN FENERLİ OLUNMAZ? |
|
|
1)Sampiyon olmadan kendisini Sampiyon zannedip tur atan tek camia.
2)Yayla Cup'a katilan ilk ve tek istanbul takimi.
3)Pendik'e elenen ilk 1. lig takimi
4)Kendi futbolcusunu jip içinde döven taraftara sahip ilk dünya takimi
5)2.Ligi kutlayan tek dünya takimi
6)Ezeli rakipleriyle berabere kaldiktan sonra sabahlara kadar kutlamalar yapan tek takim
7) Avrupa kupalarinda sifir çeken ilk ve tek türk takim
8) Kendisine koyan kulup adeti kadar formasina yildiz taktirip saklabanlarin kiyafetlerine tas çikartacak güzellikteki formaya sahip olan ilk ve tek takim
9) Kendini dünya takimi olarak gören ama Kadiköy'ün disina çikamayan çiktigi zaman da sayisiz taciz ve tecavüzlere ugrayan ilk ve tek takim
10) Galatasarlilar tarafindan kalesinin ortasina bayrak dikilen ilk ve tek takim
11) Taraftarina para veren ve taraftarligi köpeklige çeviren ilk ve tek takim
12) 20 senede bir türkiye kupasi alan tek türk takimi
13) Kadrosunda toplam 4 türk futbolcu bulundurmasina ragmen kendisini türk takimi ilan eden ilk ve tek takim
14) KURTLUS SAVASI SIRASINDA TÜM SPOR KULÜPLERI DAGILMIS OYUNCULARI CEPHELERE GITMESINE RAGMEN fb DAGILMAMIS VE OYUNCULARI SAVASA GITMEKTEN KORKMUS VE BU SAVASTAN KAÇAN VATAN HAINLERIYLE BIR MAÇ KAZANARAK KENDISINI MILLI KAHRAMAN ILAN EDEN ILK VE TEK TÜRK (OLDUGUNU ZANNEDEN) TAKIMI
15)Ezeli rakipleri UEFA kupasini kazanip UEFA Kupasinda ceyrek final oynamasindan dolayi yapmis oldugu eglenceleri görmemislik eziklik olarak nitelendiren fenerbahçe saibelerle türkiye ligi sampiyonu olduktan sonra 1 sene boyunca bu sampiyonlugu kutlayarak en uzun süre sampiyonluk kutlayan ilk ve tek takim olmustur
16) Tek hedefi ezeli rakiplerini yenmek olan ve ezeli rakipleriyle yaptigi maçlara göre antrenör yönetim ve futbolcu degistiren ilk ve tek takim
17) Kaynagi hiç bir zaman tükenmeyen bir paraya sahip olmalarina ragmen stadlarinda sürekli elektrik saglayamayarak Türkiyeyi avrupa ya rezil eden ilk ve tek takim
18) Kendisini insaat sirketi sanip yaptigi binalarla övünen ilk ve tek takim
19) Kendi taraftarina küfür eden ve kendi oyuncusunu döven oyuncuyu alan ilk ve tek takim
20) Ezeli rakibinin artiklarini toplayip ezeli rakiplerini GEÇECEGINI! zanneden ilk ve tek takimdir
| | |
|
|
23.03.1941 BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE: 7-1
Milli Küme’ye hazırlık mahiyetinde düzenlenen Dörtler Kupası’na Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve İstanbulspor katılıyordu. Beşiktaş, İstanbul Ligi Şampiyonu unvanını taşıyordu. Fenerbahçe de güçlü bir kadroya sahipti. Kalede Cihat vardı. Ayrıca Naci, B.Fikret, K.Fikret, Rebii gibi önemli isimlere yer verilmişti.
Kazananın kupayı alacağı Şeref Stadı’ndaki bu maça seyirciler de büyük ilgi göstermiş, tribünlere 7 bin taraftar gelmişti.
Uzun boylu ve seri oyunculardan kurulu Beşiktaş, alışılmadık bir saha dizilişi ile oynayan ve oyuncuların mevkileri değiştiği için bocalayan bir Fenerbahçe buldu karşısında. Ve bu zaafiyeti affetmedi. Bütün hatları ile saldıran Beşiktaş, kısa sürede zayıf Fenerbahçe savunmasının direncini kırdı.
Tek kale şekline dönen oyunun ilk golünü 5. dakikada Şükrü’nün ortasına yükselip vuran Sabri kaydetti. Fenerliler henüz toparlanamadan Şeref, savunma hatasını değerlendirip farkı ikiye çıkardı. Ardından da Hakkı, ceza alanı çizgisi üstünden bomba gibi bir şutla Cihat’ı bir kez daha avladı: 3-0. Fenerbahçe takımı peş peşe gelen gollerle şaşkına dönmüştü. Naci’nin golü, dalga dalga gelen Beşiktaş akınlarını biraz olsun hafifletti, oyuna denge geldi.
Beşiktaş ikinci yarıya da oyuna yeni çıkmış gibi başladı. Peş peşe ataklar Fenerbahçe savunmasını zor durumda bırakıyordu. 49. dakikada Hakkı’nın derinleme pasıyla buluşan Sabri skoru 4-1’e taşıdı. Artık sari-lacivertli takımın savunma yapacak gücü de kalmamıştı. Sabri’nin yeni golünü Hakkı’nın iki şık vuruşu izledi.
Beşiktaş, ezeli rakibi karşısında tarihindeki en farklı zaferini kazanırken, İstanbul Şampiyonluğu’ndan sonra Dörtler Kupası’nı da kaldırıyordu.
Beşiktaş: Mehmet Ali, Hristo, Yavuz, Memduh, Halil, Rifat, Sabri, Hakkı, Saim, Şeref, Şükrü
Goller: Sabri (5, 49, 53), Şeref (24), Hakkı (29, 68, 75), Naci (35)
22.04.1944 HARP OKULU – BEŞİKTAŞ: 3-6
1944 Milli Küme karşılaşmalarında Beşiktaş, ilk 5 maçında 4 galibiyet, 1 beraberlik aldıktan sonra, Ankara deplasmanındaydı. Tribünlerdeki seyircilerin büyük bölümü Beşiktaş’tan goller beklerken, 21 ve 40. dakikalarda Muzaffer, 36. dakikada da Sabahattin’in goleriyle ilk 45 dakika sonunda Harp Okulu: 3 – Beşiktaş: 0 skoru ortaya çıktı. Devre arasında kaptan Baba Hakkı soyunma odasında tren biletlerine eline alıp, “Arkadaşlar kendinize gelin, bu maçı kaybedersek, biletleri yırtarım ve İstanbul’a yürüyerek döneriz” diyordu.
İkinci yarı başlar başlamaz maçın havası değişti. 48. dakikada Eşref’in kullandığı korneri Baba Hakkı kafayla ağlara gönderdi. 55. dakikada Eşref’in ortasında kafayı vuran Vecdi ikinci golü attı. 57. dakikada sağdan gelen ortaya, Eşref sert vurdu, durum 3-3 berabere. 60. dakikada Eşref’in ortasına Vecdi plase bir vuruş yaptı ve Beşiktaş 4-3 öne geçti.
Tribünlerdeki binlerce Beşiktaşlı sanki bir rüyadaydı, kaybettik diye üzülenler şimdi birbirleriyle kucaklaşıyordu. 82. dakikada bitmez tükenmez enerjisiyle Eşref’in uzattığı pası, Kemal bomba gibi şutladı, top ağlarda. 88. dakikada ikinci yarıda gol yağmurunu başlatan Baba Hakkı kafayla perdeyi kapattı. Harp Okulu: 3-Beşiktaş: 6.
Beşiktaş: Faruk, Rıfat Atakan, Yani Sasapukos, Ali, Ömer Doğan, Hüseyin Saygun, Vecdi Çapa, Hakkı Yeten, Kemal Gülçelik, Cahit, Eşref Bilgiç.
Goller: Hakkı (48 ve 88), Vecdi (55 ve 60), Eşref (57), Kemal (82), Muzaffer (21 ve 40), Sabahattin (36).
30.10.1966 ESKİŞEHİRSPOR-BEŞİKTAŞ: 0-6
1965 yılında kurulan ve o dönemde büyük bir seyirci potansiyeline sahip olan Eskişehirspor, 1965-66 sezonunda ikinci lige dahil olmuş ve ilk yılında şampiyon olarak, Birinci Lig’e yükselmişti. Kırmızı Şimşekler Birinci Lig’e de misafir değil, şampiyonlukta iddialı takım olarak başladı. 1966-67 sezonunda ilk 5 maç sonunda Beşiktaş ve Eskişehirspor 7’şer puan toplamıştı.
30 Ekim 1966 Pazar günü iki takım, Eskişehir Atatürk Stadı’nda 25.000 seyircinin önüne çıktı. Muzaffer Sarvan, Yavuz Tunç ve Sait Acarbay hakem üçlüsünün yönettiği maça Beşiktaş büyük bir seyirci dezavantajına rağmen, fırtına gibi başladı. 10. dakikada da ilk gol geldi. Kuzman’ın pasını, Faruk bekletmeden müsait durumdaki K.Ahmet’e geçirdi, K.Ahmet de topu düzeltip sert bir sol şutla ağlara gönderdi. 0-1
35. dakikada gole giden Güven’in İsmail ve İlhan tarafından düşürülmesine hakem devam dedi. 36. dakikada Abidin’in gollük şutunu Necmi, mükemmel bir refleksle kornere yumrukladı. 42. dakikada Yusuf sağdan daldı, ortasını yaptı, kaleci Hakkı uzandı ama topu tutamadı ve Kuzman durumu 0-2 yaptı. 45. dakikada Fethi’nin sert şutuyla Süreyya baygınlık geçirdi, o tarihlerde resmi maçlarda kaleci hariç oyuncu değiştirme olmadığından, Süreyya ikinci yarıda maça devam etti.
51. dakikada Sanlı soldan topla daldı ve kaleciyi de geçerek, zor pozisyonda farkı üçe çıkardı. 56. dakikada Kuzman, 6 oyuncuyu çalımladıktan sonra penaltı noktasından skoru 0-4’e yükseltti.
64. dakikada kazanılan frikiği K.Ahmet beşinci gol olarak ağlara gönderdi. 66. dakikada Faruk kale önünde düşürüldü ve hakem Muzaffer Sarvan, penaltı noktasını gösterdi. Uzun itirazlar bittiğinde Sanlı topun başına geldi ve kalecinin soluna gönderdiği vuruş, durumu 0-6 yapmıştı. Ancak bu gole tabelacının itirazı bitmemişti ve skor tabelasına 0-0 levhasını astı. Bu farklı sonuç, Eskişehirspor’un o sezon kendi sahasında aldığı ilk ve tek yenilgi oldu.
Beşiktaş: Necmi Mutlu, Erkan Yanardağ, Fehmi Sağınoğlu, Yusuf Tunaoğlu, Süreyya Özkefe, Kaya Köstepen, Ahmet Özacar, Ervin Kuzman, Güven Önüt, Sanlı Sarıalioğlu, Faruk Karadoğan.
Goller: K.Ahmet (10 ve 64), Kuzman (42 ve 56), Sanlı (51 ve 85 pen.)
11.08.1974 – BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE 5-4
İnönü Stadı’nda 41 bin 564 kişinin 1 milyon 7 bin 410 lira ödeyerek izlediği TSYD Kupası maçında, ilk golü Beşiktaş buldu. 11. dakikada Sinan’ın ortasında kaleci Adil ile kaptan Ziya’nın anlaşmazlığından Tuğrul yararlandı.
28.dakikada Fenerbahçe, Osman’la skoru eşitledi. Ardından da 32. dakikada maçın en çok tartışılan pozisyonu yaşandı. Daha önce yaptığı faul nedeniyle sarı kartı olan Fenerbahçeli Yılmaz bu kez elini topa uzattı, hakem Doğan Babacan, kırmızı kartını çıkardı. Devrenin bitimine doğru Fenerbahçe, Cemil’in golüyle 2-1 öne geçti.
İkinci yarıya Beşiktaş fırtına gibi başladı. 48.dakikada Mesut’un ortasını Sinan gelişine ağlara yolladı. 51. dakikada Tezcan’ın pasını yine Sinan bekletmeden gole çevirdi. 54. dakikada Tezcan topu rakip ceza sahasına kadar götürdü. Sinan’ı kendisinden daha müsait pozisyonda görünce geri pası çıkardı. Sinan da 6 dakika içinde ücüncü golünü atarak hat-trick yaptı. Böylece Beşiktaş 4-2 öne geçti. Ancak heyecan kasırgası daha dinmemişti. 67. dakikada Aydın, 74. dakikada da Zafer durumu 4-4 yapınca, Fenerbahçe avantajlı duruma geçti.
Gol düellosunun berabere kapanacağı beklenirken 85. dakikada Ünal uzun bir top açtı, Sinan, ileri çıkan kaleci Adil’in üzerinden şandel vurdu, top üst direkten geri dönerken pozisyonu iyi izleyen Tezcan bir kartal gibi uçarak kafaya yapıştırdı, top ağlarla kucaklaşırken, Alpaslan’ın çabası sonuç vermedi. Böylece Beşiktaş 5-4 galibiyetle TSYD Kupası’nı altıncı kez müzesine götürdü.
Beşiktaş : Mete Bozkurt, Ahmet Doğan Börtücene, Niko Kovi, Vedat Okyar, Zekeriya Alp, Sanlı Sarıalioğlu (Lütfi Isıgöllü), Dorde Miliç (Ünal Tombulel), Kahraman Kartaloğlu, Sinan Alayoğlu, Tezcan Ozan, Tuğrul Şener (Mesut Şen).
Goller: Tuğrul (11), Osman (28), Cemil (41), Sinan (48, 51 ve 54), Aydın (67), Zafer (74), Tezcan (85)
15.10.1989 BEŞİKTAŞ – ADANA DEMİRSPOR : 10-0
Henüz ligin 6. maçı. Sezon yeni başlamıştı. Ancak siyah-beyazlılar için hiç de iyi başlangıç değildi bu. İlk 5 maçta alınan 2 yenilgi ve 1 beraberlik, moralleri bozmuştu.
Gordon Milne, 15 Ekim’de Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan Adana Demirspor maçına tamamı Türkler’den oluşan bir 11 çıkardı. Yabancılar kadroda yoktu. Herkes yeni oluşan ekibin yabancısız neler yapabileceğini merak ediyordu.
Ve Beşiktaş o gün Türk Futbol Tarihi’ne geçecek bir skora imza attı. Yerli Kartal, Adana Demirspor ağlarına tam 10 gol bıraktı. Gol yağmurunun habercisi 2. dakikada Rıza’nın ortasına yükselen Ali Gültiken’in kafa vuruşuydu. Ardından Feyyaz sahne aldı. Sonra da Metin.
90 dakika bittiğinde Adana Demirspor ağlarında tam 10 gol vardı. İlk yarıda 4 gol yediği için çıkarılan Fatih’in yerine oyuna giren Haluk’un payına ise 6 gol düşmüştü.
Siyah-Beyazlı takımımızı, bu tarihi zafere götüren gollerin 4’ünde Ali’nin 3’ünde Metin’in, 3’ünde de Feyyaz’ın imzaları vardı. Üstelik Metin’in bir şutu direkten dönmüş, hakem Engin Kurt, Beşiktaş’ın iki penaltısını da vermemişti.
Adana Demirspor galibiyeti ile moral bulan Beşiktaş’ın bu yeni kadrosu hızlı bir yükselişe geçecek ve uzun süre lider götürdüğü ligi zirvede bitirecekti. Bu aynı zamanda 3’lü şampiyonluk serisinin ilkiydi.
Beşiktaş’ın o yılki kadrosu, “efsane kadro” olarak tarihteki yerini alırken, 10-0’lık maç da profesyonel futbol tarihimizin hala kıralamayan rekoru olmayı sürdürüyor.
Beşiktaş: Engin İpekoğlu (dk. 64 Metin Akçevre), Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Şenol Fidan, Zeki Önatlı, Feyyaz Uçar, Metin Tekin, Ali Gültiken.
Goller: Ali (2, 57, 61, 82), Feyyaz (12, 65, 85), Metin (24, 73, 76)
06.01.1990 FENERBAHÇE-BEŞİKTAŞ : 1-5
Beşiktaş’ın altın yılları, şampiyonluklar kadar tarihi skorlarla da bir döneme tanıklık etti. Bu tarihi maçlardan biri de Fenerbahçe Stadı’nda kazanılan zaferdi. Üçlü şampiyonluk serisinin ilkinde dolu dizgin giden Beşiktaş, Kadıköy’de Fenerbahçe karşısında coşuyordu.
Fenerbahçe’nin başında Veselinoviç vardı. Ancak kurnaz Yugoslav, İngiliz Milne’nin tuzağına düşmüştü. Maça çok hızlı başlayan Beşiktaş, 2. dakikada gole çok yaklaştı. Feyyaz’ın ortasında topla buluşan Metin pozisyonun ofsayt olabileceğini düşünerek bir an durakladı. Ancak hakem Erman Toroğlu devam diyordu. Şaşıran Metin’in kötü vuruşunu Nurettin zorlanmadan çıkardı. 4. dakikada ise gol geldi. Metin sağdan hareketlenip İsmail’i geçti, ortasında Wilson’a kafayla vurmak kaldı.
Fenerbahçe, Aykut’un Gökhan’ı faulle geçtiği bir pozisyonda Oğuz’la eşitliği sağladı. 22. dakikada devrenin skoru belirlendi. Kadir’in soldan ortaladığı topa Ulvi kafayı vurdu, seken topu Ali kafayla tamamladı: 2-1.
İkinci yarıda sahada tam anlamı ile bir Beşiktaş şovu vardı. 52. dakikada Fenerbahçe savunmasının hatasını değerlendiren Ali, yerden bir vuruşla Nurettin’i yine mağlup etti.
59. dakikada Rıza’nın sağdan uzattığı nefis pasta Metin topu Nurettin’in üzerinden aşırtıp, farkı üçe çıkardı.
70. dakikada Beşiktaş’ın 5. golü geldi. Ali ile Feyyaz’ın aynı aynda girdiği gol pozisyonunda, Ali topu daha uygun durumdaki arkadaşına bıraktı, Feyyaz da Nurettin’i geçip topu ağlara yuvarladı.
Nurettin, yediği 5 gole karşın Fenerbahçe’nin en iyi oyuncusuydu. Son olarak 78 ve 81. dakikalarda Mehmet’in vuruşlarında da gole izin vermeyip, skorun 5-1’de kalmasını sağladı. Kadıköy’deki 5 gollü Beşiktaş zaferi, efsane kadronun şampiyonluğunun da habercisiydi.
Beşiktaş: Engin İpekoğlu, Reçep Çetin (dk. 89 İsmail Taviş), Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Şenol Fidan, Ian Wilson (dk. 60 Mehmet Özdilek), Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Metin Tekin.
Goller: Wilson (4), Oğuz (7), Ali (22, 52), Metin (59), Feyyaz (70).
20.04.1991 GALATASARAY-BEŞİKTAŞ : 2-3
Beşiktaş’ın 90’lı yıllardaki kadrosu, tarihe geçen efsane bir ekipti. Gordon Milne yönetimindeki genç Kartallar, makine düzeninde oynuyorlar, müthiş presleri ile karşılarına çıkan her takımı çökertiyorlardı.
Held’den umduğunu bulamayan Galatasaray’da ise Mustafa Denizli büyük ümitlerle yeniden başa gelmişti. Üstelik Tanju’dan Kosecki’ye, Cüneyt’ten Prekazi’ye kadar birçok yıldız ismi kadrosunda barındırıyordu.
Sezonun bitimine 4 hafta vardı ve zirvedeki iki takım, Galatasaray ile Beşiktaş, Ali Sami Yen Stadı’nda karşı karşıya geliyordu. Kazanan büyük olasılıkla ipi göğüsleyecekti. İki takımında maça tedbirli başlaması bekleniyordu. Ancak Galatasaray müthiş bir presle saldırmaya başladı. Daha 1. dakikada Gökhan ile Engin arasındaki anlaşmazlık iki oyuncuyu kavga noktasına getiriyor, Beşiktaş savunması “alarm” veriyordu.
5. dakikada da gol için saldıran Galatasaray amacına ulaşıyor, bomboş bırakılan Tanju Çolak bu hatayı affetmiyordu.
17. dakikada Beşiktaş, kalesinde ikinci golü gördü. Kosecki-Tanju verkaçında Polonyalı futbolcu topu ayağından açıyor ancak Ulvi’nin ters vuruşu, kaleci Engin’in de öne çıkmasıyla sürpriz bir gol getiriyordu.
Ali Gültiken’in 33. dakikadaki golü dengeleri değiştirdi. Metin’in ortasında Feyyaz’ın vurduğu top önce Hayrettin’e, sonra direğe çarpmış ve ceza alanına dönmüştü. Ali bu fırsatı kaçırmadı. 44. dakikada hata yapma sırası Galatasaray savunmasına gelmişti. Yusuf’un ıska geçtiği topu takip eden Ali, skoru eşitleyen gole imzasını atıyordu.
İkinci yarı kıran kırana bir mücadele yaşandı. Her iki takım da gol için elinden geleni yapıyordu. 73. dakikada sahneye Feyyaz çıktı. Feyyaz’ın pasında Şifo Mehmet orta-şut karışımı vurdu, Hayrettin bu ters topu güç bela uzaklaştırabildi. Fakat tokatladığı yerde yeniden pozisyonun içine giren Feyyaz vardı. O da Hayrettin’in boşalttığı kaleye topu gönderiverdi.
Denizli’nin Galatasaray’ı, Beşiktaş’a 2-0’dan 3-2 mağlup oluyor, Gordon Milne’nin üst üste ikinci şampiyonluğunun önünü açıyodu.
Beşiktaş: Engin İpekoğlu, Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Alan Walsh (Zeki Önatlı), Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Metin Tekin (Turan Uzun).
Goller: Tanju (5), Ulvi (17 kendi kalesine), Ali (33, 44), Feyyaz (73).
09.05.1992 BEŞİKTAŞ – GALATASARAY: 4-3
Gordon Milne’li Beşiktaş’ın altın yıllarının üçüncüsüydü. Beşiktaş şampiyonluğa çok yaklaşmış, önünde sadece iki engel kalmıştı. Bitime iki hafta kala İnönü’ye gelen takım, iddiasız Galatasaray’dı. Mustafa Denizli yönetimideki sarı-kırmızılılar haftalar önce şampiyonluk yarışında havlu atmıştı. Ancak Galatasaray hâlâ güçlü bir ekipti. Beşiktaş kazanıp tur atmak istiyordu ancak 24. dakikada beklemediği bir golü kalesinde gördü. Rıza, ceza alanı içinde Arif’i düşürmüş, penaltıyı Yusuf gole çevirmişti. Kara Kartal’ın yanıtı çok çabuk geldi. Şifo Mehmet, Bülent’in yanından ışık hızıyla geçip topu Hayrettin’in uzanamayacağı köşeye bıraktı. Devre 1-1 kapanmıştı.
İkinci yarı ise tam bir gol düellosu şeklinde geçti. Bu devrenin ilk golü de Galatasaray’dan geldi. Iorfa’nın pasında İsmail topu ağlarla buluşturdu. Yanıt gecikmedi. Ali ortaladı, Mehmet düzeltti, Sergen şutladı: 2-2. 55. dakikada Iorfa kaleci Bako’yu engelleyince boştaki topu Hamza ağlara gönderdi. Ahmet Çakar bu tartışmalı golü verince Galatasaray 3. kez öne geçiyordu.
58. dakikada son derbi maçına çıkan Erhan Önal’ın hatalı pasını Feyyaz kaptı, pasında Ali skoru bir kez daha eşitledi. Bu golden sonra Tugay kırmızı kart gördü, Yusuf’un sakatlanıp oyundan çıkması, Galatasaray’ı 9 kişi bıraktı.
Beşiktaş tüm gücüyle yükleniyordu. Galatasaray’ın direnecek gücü kalmamıştı. 9 değil 11 kişi olsalar bile bu prese dayanamazlardı. Taraftarın, “Beşiktaş’ın şifası Şifo” pankartını astığı Mehmet’in kaptanlığındaki Beşiktaş, beklenen gole 82. dakikada kavuştu. Şifo’nun golü, üst üste 3. şampiyonluğun garantisiydi.
Beşiktaş: Jaroslav Bako, Recep Çetin, Gökhan Keskin, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Zeki Önatlı, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın, Feyyaz Uçar, Ali Gültiken (Turan Uzun).
Goller: Yusuf (24 penaltıdan), Mehmet (28, 82), İsmail (46), Sergen (51), Hamza (55), Ali (58).
20.10.1993 BEŞİKTAŞ-TRABZONSPOR: 7-1
Hiç durmadan yağan bir yağmur, insanı titreten bir rüzgar. Tribünlerde biletli 10 bin 460 seyirci hiç durmadan yaptığı tezahürat... İşte bu atmosferde fırtına gibi başlıyor Beşiktaş maça. Henüz ilk dakikalarda kurduğu baskı sonuç veriyor Kara Kartal’ın... Orta sahada Sergen’e yapılan bir faulü hakem Erman Toroğlu avantaja bırakıyor, Metin’in ortasında da Mehmet topu Trabzon ağlarına gönderiyordu.
İkinci dakikada gelen ve Trabzon’u moral olarak çökerten gol, Beşiktaş’ı daha da şahlandırdı. 16’ncı dakikada bu kez Nartallo’nun vuruşu ağlara gidiyor, 4 dakika sonra Oktay farkı üçe çıkartan golü atıyordu. Herkes şaşkındı. Daha 20 dakika dolmuş ama maçı kazanan ve kaybeden belli olmuştu. Bundan sonrası, Beşiktaş için tarihi bir skora imza atmak için oynanacak bölümdü artık.
İkinci yarı başlarken Trabzon biraz daha gayretliydi. Ama golü bulan taraf yine Beşiktaş oldu. Sahanın yıldızı Sergen nefis hareketlerle götürdüğü topu Victor’un bakışları arasında ağlara gönderdiğinde, skorbord 49. dakikayı gösteriyordu.
Golün şokuyla sarsılan Trabzon savunmasında bir büyük hata Nartallo’yla 5. golü getiriyor, Şenol Güneş kenarda takımının yıkılışını seyrediyordu.
69’da Şota’nın şeref sayısının ardından Beşiktaş yine rakibinin üzerin bir kâbus gibi çöktü. Birbiri ardına kaçan gollerden sonra Oktay’ın 81., Mehmet’in 85. dakikalardaki golleri tarihi farkı skor tabelasına yansıtıyodu.
Gordon Milne yönetimindeki Kara Kartal, Trabzonspor’a tarihinin en ağır yenilgisini tattırırken ligde 12 hafta sonunda üçüncü sıraya yerleşiyordu.
Beşiktaş: Zafer Öğer, Rıza Çalımbay, Ali Günçar, Gökhan Keskin, Mutlu Topçu, Fani Madida, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın (dk. 77 Kadir Akbulut), Oktay Derelioğlu, Osvaldo Nartallo (dk. 77 Ali Gültiken), Metin Tekin.
Goller : Mehmet (2, 85), Nartallo (16, 51), Oktay (20, 81), Sergen (49), Şota (69).
16.09.2000 / BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE: 3-0
İnanılmaz tribün şovlarıyla İnönü Stadı tarihi günlerinden birini daha yaşıyordu. Şampiyonluk iddiasıyla sezoa başlayan Beşiktaş ve Fenerbahçe, karşı karşıyaydı.
Maçın başında iki taraf da orta sahada oyunu kabul eden bir görünüm çiziyordu. Fenerbahçe’nin saman alevi gibi patlayan bir akını biterken dakikalar 17’yi gösteriyordu ve Beşiktaş Nihat’la orta sahadan bir akın geliştiriyordu.
Nihat’ın pasıyla buluşup son çizgiye kadar inen Tayfur, topu bir anda ceza alanı içine doğru çevirdi. Gelen topa yine Nihat hareketlendi ve çok sert bir vuruşla topu Rüştü’nün üzerine tavana doğru astı.
Golle birlikte moral bulan Beşiktaş, rakibinin üerine daha çok gidiyor ama bir türlü ikinci golü atamıyordu. Devre 1-0 sonuçlanırken ikinci yarının tarihi bir ana tanıklık edeceğinden de kimsenin haberi yoktu.
İkinci yarının hemen başında İbrahim’in düşürülmesini Metin Tokat faullu cezalandırıyor, kazanılan faul atışını Münch kale sahasının içine doğru gönderiyordu. Karhan’la birlikte topa yükselen Tayfur’un mükemmel kafa vuruşu skoru 2-0’a getiriyordu.
Savunması dağılan Fenerbahçe, en azından bir gol için rakip kaleye yüklenince Kartal’ın iştahı daha da açılıyor, sahanın yıldızı İbrahim’in pasında Münch kaleci Rüştü’yle karşı karşıya kalıyordu. Alman futbolcu golü atmak yerine pas verince, ağları havalandırmak Nouma’ya kısmet oluyor, Beşiktaş seyircisi 3. gol için havaya fırlıyordu.
Mustafa Denizli yönetimindeki Fenerbahçe tam anlamıyla dağılmıştı. Tecrübeli teknik adam, sahadaki 4 yabancısının üzerine oyuna Revivo ve Rapaiç’i de sokarak, Türk futbol tarihinin en büyük gaflarından birine imza atıyor, aynı anda sahaya 6 yabancı sürerek takımın hükmen yenilmesine de sebep oluyordu.
Beşiktaş, hiçbir söylentiye olanak bırakmayacak kadar temiz ve güzel bir futbolla Fenerbahçe’yi hem resmen hem de hükmen 3-0 mağlup ediyordu.
Beşiktaş: Ike Shorunmu – Dimitri Khlestov, Ümit Bozkurt, Erman Güracar – Nihat Kahveci(dk. 63 Rahim Zafer), Miroslav Karhan, Tayfur Havutçu, İbrahim Üzülmez, Markus Münch – Ahmet Dursun (dk. 69 Mehmet Özdilek), Nouma
Goller: Nihat (17), Tayfur (48), Nouma (67)
02.12.2001 / FENERBAHÇE-BEŞİKTAŞ: 1-2
Kendi sahasında üst üste 24 lig maçı kazanan ve bu konuda Arjantin’in River Plate takımının rekorunu egale etmeye hazırlanan Fenerbahçe, 2 Aralık 2001 Pazar gecesi Şükrü Saraçoğlu Sadı’nda Beşiktaş’ı ağırlıyordu.
Yağmurlu bir havada oynanan maçın ilk yarısında Fenerbahçe daha baskılı oynuyordu, ancak Norveçli kaleci Myhre 2 önemli pozisyonda gole izin vermedi. 34. dakikada ise saha karıştı, taç çizgisi kenarında Mirkoviç, Tümer’e arkadan çok sert girdi. Tümer de karşılık olarak Mirkoviç’e yerden tekme salladı. Olaylar yatıştıktan sonra hakem Orhan Erdemir, Mirkoviç ve Tümer’e kırmızı kart gösterince her iki takım da sahada 10’ar kişi kaldı. Kalan 10 dakika gol getirmeyince, ilk yarı 0-0 kapandı.
49. dakikada Abdullah’ın sağ kanattan kullandığı firikiğe kimse dokunamadı ve top ağlara gidince Fenerbahçe 1-0 öne geçti. 56. dakikada Ali Eren’in ortasını Tayfur aşırdı, Ronaldo ayak koydu ve skora denge geldi. 77. dakikada ise Sertan’ın kullandığı kornerde altı pasın uzak köşesinde topla buluşan Ronaldo, plase bir vuruşla kendisinin ve Beşiktaş’ın ikinci golünü Fenerbahe kalesine gönderdi. Beşiktaş ezeli rakibinin galibiyet serisini 2-1’lik sonuçla noktaladı. Ronaldo da bu unutulmaz maçın kahramanı oldu.
Beşiktaş: Thomas Myhre- Ali Eren, Ronaldo Guiaro, Ahmet Yıldırım, İbrahim Üzülmez (dk.86 Ümit Bozurt)- Zübeyir Baya (dk.82 Dimitri Khlestov), Tümer Metin, Yasin Sülün, Tayfur Havutçu, Bayram Bektaş (dk. 70 Sertan Eser) – İlhan Mansız
Goller: Abdullah (49), Ronaldo (56 ve 77)
20.01.2002 / TRABZONSPOR-BEŞİKTAŞ: 0-5
Devreyi üst üste 8 galibiyet ile bitiren Beşiktaş için ikinci devrenin açılış maçı önemliydi. Çünkü rakip Trabzon, stat Avni Aker’di. Her iki takım için de şampiyonluk yarışına devam etmek için “ölüm, kalım maçıydı’’. Trabzon kazanamazsa lige sezon ortasında havlu atacak, Beşiktaş yenilirse yeniden kaos ortamına girme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı.
Trabzon seyircisi tirbünleri doldurmuş, takımlarına büyük destek veriyordu. Beşiktaş kontrataklarla skora gitmeye çalışıyordu. Ve Tümer’in 18. dakikada attığı nefis gol, takımımızı rahatlattı. Trabzon tüm umudunu ikinci yarıya bağlamıştı. Ancak ikinci yarıda sahada muhteşem bir Beşiktaş takımı vardı.
49. dakikada Ahmet Dursun, 58. dakikada İlhan Mansız’ın golleri maçın kaderini belirlemişi. Artık Beşiktaş istediği gibi top çeviriyor, sadece Türk değil Avrupa takımları için de futbol cehennemi olan Avni Aker’de cenneti yaşıyordu.
Hakem Serdar Tatlı’nın 81. dakikada verdiği penaltıyı gole çeviren Ronaldo farkı 4’e çıkarıyor, tirübünler derin bir sessizliğe gömülüyordu. 83. dakikada Khlestov’un golü sessizliği bozdu, Avni Aker’deki bu tarihi skor tirübünlere sanki bomba koydu. Kendi oyuncularına kızan öfkeli seyirciler koltukları kırıp sahaya atıyor, maçın kalan 5 dakikalık süresi olaylar nedeniyle oynanamıyordu.
PFDK, maçın skorunu 5-0 olarak onaylarken Beşiktaş, ezeli rakiplerinden Trabzonspor karşısında Avni Aker’deki en farklı zaferinin keyfini de yaşıyordu.
Beşiktaş: Mathias Asper- Ali Eren Beşerler, Guiaro Ronaldo, Erman Güracar, İbrahim Üzülmez – Dimitri Khlestov, Tayfur Havutçu, Ümit Bozkurt, Tümer Metin (dk.84 Bayram Bektaş) – Ahmet Dursun (dk. 78 Tamer Tuna), İlhan Mansız
Goller: Tümer (18), Ahmet Dursun (49), İlhan Mansız (58), Ronaldo (81 penaltıdan), Khlestov (83
EN ÖNEMLİ AVRUPA MAÇLARI
01.10.1997 BEŞİKTAŞ-PARİS SAİNT GERMAİN: 3-1
Günter Benko’nun düdüğüyle başladı maç... Beşiktaş seyircisi ilk kez takımlarını Şampiyonlar Ligi’nde izledikleri için heyecan içindeydiler. Grubun ilk maçında Bayern’e deplasmanda 2-0 yenilmesine karşın ezilmemişti Kartal... Bu kez de ezilmeye değil, ezmeye niyetliydi...
Henüz 5. dakika oynanırken Erkan, sağ kanattan hareketlenip topu cezaalanına doğru ortaladı. Fırsatçı Oktay topu önce düzeltti, ardından Revault’u terse yatıran güzel bir vuruşla ağları havalandırıverdi. Burnu büyük Fransızlar şaşırmıştı.
İlk yarının ilerleyen bölümlerinde de gol pozisyonları bulan taraf Beşiktaş’tı. Kronometre 41. dakikayı gösterdiğinde yine Erkan sağdan bir bindirme yaptı. Ortasını kaleci son anda tokatlayabildi. Sola doğru açılan topu bu kez Serdar aldı ve ön direğe doğru sert bir orta daha yaptı. Uçarak nefis bir kafa vuran Oktay hem kendisinin hem de takımının ikinci golünü atıyor, ilk yarının da skorunu belirliyordu.
İkinci yarıda skoru koruma telaşına düşen Beşiktaş için sıkıntılı anlar başlamıştı. Fransızların akınları artıyor, kalemizde tehlike üstüne tehlike yaşanıyordu. 66. dakikada sağdan yapılan ortayı Recep ıskaladı, Simone topu aldı. Sakat Mrmiç’in yerine oynayan Fevzi’yi çalımladıktan sonra, skoru 2-1’e getiren golü attı.
Gol Kartal’ı ateşledi. Bu kez rakip kaleye yüklenen Beşiktaş’tı. 83. dakikada Fevzi’nin degajını takip eden Amokachi, savunmanın arkasına sarkıp kaleci Revault’la karşı karşıya kaldı. Nijeryalı yıldızın vuruşu kaleciden dönüyor, dönen topu da Ertuğrul, üçüncü Beşiktaş golü olarak PSG ağlarına gönderiyordu.
Beşiktaş, tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi galibiyetini alırken, Fransızlar adeta şoke olarak sahadan ayrılıyorlardı.
Beşiktaş: Fevzi Tuncay, Recep Çetin, Rahim Zafer, Alpay Özalan, Erkan Avseren, Mehmet Özdilek, Zlatko Yankov, Tayfur Havutçu, Serdar Topraktepe (dk. 71 Mutlu Topçu), Oktay Derelioğlu (dk. 73 Ertuğrul Sağlam), Daniel Amokachi (dk. 86 Yordan Letchkov).
Goller: Oktay (5, 41), Simone (66), Ertuğrul (83).
23.08.2000 / LOKOMOTİV MOSKOVA-BEŞİKTAŞ: 1-3
Beşiktaş için Avrupa Kupaları’nda kazanılan başarıların önemli bir yeri vardır. Bunlar için de Lokomotiv’e karşı Moskova’da elde edilen zafer, büyük öneme sahiptir. Siyah-beyazlılar 2000-01 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne ikinci kez katılma vizesini bu maçla almakla kalmamış, bir Rus takımını eleyen ilk Türk Takımı ünvanına en farklı deplasman galibiyetini alarak ulaşmıştır.
Bulgarlar’ın güçlü takımı Levski Sofya’yı eleyen Beşiktaş’ın yeni rakibi Lokomotiv Moskova’ydı. İstanbul’a elde edilen 3-0’lık galibiyet, Şampiyonlar Ligi’nin kapısını aralamış ancak tur Rus başkentine bırakılmıştı.
Beşiktaş, Luzhniki Stadı’nda oynanan maçta muhteşem bir futbol sergiledi. Shorunmu’nun 21. dakikada üst üste kurtardığı iki pozisyon, maçın kader anlarıydı. Ardından Beşiktaş’ın futbol şovu başladı. Dalga dalga oluşan siyah-beyazlı ataklar 27. dakikada beklenen golü getirdi. Münch’ün ortasında Rus savunması topu uzaklaştıramadı, Nouma kalabalık defansın arasından şık bir plase çıkartıp Nigmatulin’i avladı.
Ruslar ikinci yarının başlarında çıkış yapıp ‘’En azından yenilmeyelim’’ golü aramaya başladı. 50. dakikada Cherevchenko skora eşitliği getirdi.
Ancak Beşiktaş galibiyete and içmişti. 1-1’lik skor, tur için yetmesine rağmen galibiyet için atak üstüne atak geliştirdi. 72. dakikada ataklarından birini gole çevirmeyi başardı. Khlestov’un pasını alan Nihat, topu neredeyse 40 metre sürdü, tüm Rus savunmasını çalıma dizip son adam Nizhegorodov’u da geçtikten sonra topu filelere gönderdi. Bu nefis gol, Beşiktaş’ı daha da ateşledi. 87. dakikada Münch’ün ortasında Rahim yakın mesafeden vurdu, kaleci güçlükle çeldi ancak topu takip eden biri vardı, kaptan Tayfur ok gibi fırlayıp dokundu: 3-1.
Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ne bu müthiş zaferle girmeyi başarmıştı.
Beşiktaş: Ike Shorunmu – Sead Halilagiç (dk.84 Rahim Zafer), Ümit Bozkurt, Erman Güracar – Nihat Kahveci, İbrahim Üzülmez, Kiroslav Karhan (dk.79 Yasin Sülün), Tayfur Havutçu, Markus Münch – Pascal Nouma (dk. 58 Dimitri Khlestov), Ahmet Dursun
Goller: Nouma (27), Cherevchenko (50), Nihat (72), Tayfur (87)
19.09.2000 / BEŞİKTAŞ-BARCELONA: 3-0
Şampiyonlar Ligi başlıbaşına bir heyecandı Beşiktaş taraftarı için. İlk maçta Milan’a biraz da şanssız bir şekilde boyun eğen Beşiktaş, şimdi kendi sahasında dünya futbolunun başka devi Barcelona ile karşılaşıyordu. Üstelik daha 3 gün önce Fenerbahçe’yi 3-0 mağlup etmenin moraliyle çıkıyordu sahaya...
Scala yönetimindeki Beşiktaş, maça durgun ve temkinli başladı. Bir hafta önce Leeds’i 4-0 yenen dünya devi Barça; Rivaldo, Kluivert, Overmars, Zenden, Sergi, Frank De Boer gibi yıldızlarıyla topu daha çok kullanan taraftı.
Ancak maçın 25. dakikasından itibaren heyecanını yenen Beşiktaş, oyuna ağırlığını koymaya başladı. 37. dakikada da o beklenen gol geldi.
Nihat’ın derin pasına zıpkın gibi hareketlenen Ahmet Dursun, bir anda öne çıkan Dutruel’den önce ayağının içiyle topu kaleye doğru gönderdi. Top çizgiyi geçerken İnönü Stadı’ndakiler de kendinden geçiyordu adeta... 30 bin seyirci çılgına dönmüş, futbolcular yumak olmuştu. Ama şov daha yeni başlamıştı...
İkinci yarıda Beşiktaş oyunun tek hakimiydi. Dünya yıldızı Rivaldo, Tayfur’un gölgesinden kurtulamıyor ve hiçir varlık gösteremiyordu.
74. dakika oynanırken Barça savunmasının sağ tarafını felç eden İbrahim, bir kez daha hızlı bir akın geliştirdi. Abelardo geride kalmış, İbrahim topu Nouma’ya aktarmıştı. Fransız yıldız topu durdurmadan hemen sağındaki Ahmet’in önüne uzattı. Ahmet de ileri çıkan Dutruel’in üstünden müemmel bir aşırtmayla ağları gördü. Beşiktaşlı futbolcular, ‘’oley, oley’’ ve ‘’üç, üç’’ sesleri arasında futbol resitali veriyorlardı. Bitime 4 kala sahanın yıldızı İbrahim’in müthiş pasına bu kez Münch hareketleniyor, Alman futbolcu da yerden bir pasla topu kale önündeki Nouma’ya aktarıyordu. Pascal’ın vuruşu önce kaleci Dutruel’den dönüyor, Fransız yıldız topu ikinci kez kaleye doğru gönderiyordu. Üst direğe çarpan top çizginin içine düşünce yardımcı hakem ‘’gol’’ kararını veriyor ve scorbordda bütün Avrupa’yı şaşkına çeviren skor beliriyordu. Fransız Colombo’nun bitiş düdüğüyle birlikte Beşiktaş, dünyanın en güçlü takımlarından Barcelona’yı İnönü’nün çimlerine gömmüştü.
Beşiktaş: Ike Shorunmu – Dimitri Khlestov, Üit Bozkurt, Erman Güracar (dk. 90 Zafer) – Nihat Kahveci, Miroslav Karhan, Tayfur Havutçu, İbrahim Üzülmez, Markus Münch – Ahmet Dursun (dk.81 Yasin Sülün), Pascal Nouma (dk. 87 Fazlı Ulusal)
Goller: Ahmet Dursun (37, 74), Nouma (86)


PASCAL NOUMA SEVDAMIZ
"21"e anlam kazandıran,biz de zenciyiz hissini damarımıza kazıyan sempatik,komik,hırçın,asi;Fransa'da doğan ve Beşiktaşlı olan,kafa toplarına en iyi çıkan fırsatçı kartalımız,nereye gidersen git kalbimiz seninle... Gelenek görenek uğruna seni harcayanlar bir gün mutlaka harcanacaklardır...
Beşiktaş seyircisinin, "Nouma bizi diskoya gotur" ve "Bosver Pascal, keyfine bak, cak o zaman caaaak caaaak" tezahuratlarini hayatim boyunca unutmayacagim. Tribunlerde bunlar soylenirken ben kendimden gecerdim. Fransa'da bir futbolcuya kotu oynadigi zaman bagirirlar, Istanbul'da ise herkes beni bagrina basti. Bir gun mutlaka Beşiktaş'a donecegim... diyor Pascal NOUMA bir röpörtajında...

Seni özletenler utansın be Pascalım...
Spiker sordu... " Beşiktaş a dönmek istiyormusun?" ve PASCAL in cevabi... " BU SORUYU TEK AYAGI OLMAYAN BIRINE SORSANIZ, YÜRÜMEYE BASLAR.. NE DEMEK ISTEDIGIMI ANLADINIZ SANIRIM....""
HALA ZENCİYİZ!!!!!
kARDEŞİM gİT BASKA YERe Tezgah kur :)
|
|
|
|